Seviyorum susmanı, yokluk gibisin çünkü,
sesim sana varmadan işitiyorsun beni.
Havalanıyor gibi gözlerin yerlerinden
ve sanki bir öpüşle kapanmış ağzın yeni.
Benim ruhumla dolu bütün nesneler gibi
yine benim ruhumla yükselirsin her şeyden.
Ruhuma benziyorsun, düş kelebeğim benim,
karasevda sözüne benziyorsun tıpkı sen.
Seviyorum susmanı, uzaklıklar gibisin.
İnler gibisin hem de, kuğuran kelebeğim.
İşitiyorsun beni sesim sana varmadan:
Senin sessizliğinle ben de susayım derim.
Seninle konuşayım o senin yüzük gibi
yalın sessizliğinde, o lamba gibi parlak.
Gece gibisin sen de sessiz, yıldız içinde.
Sessizliğin bir küçük yıldızdır senin, uzak.
Seviyorum susmanı, yokluk gibidir çünkü.
Öyle uzak, acılı, ölüp gitmiş gibi sen.
Yeter o zaman bir söz, bir gülümseyiş bile,
Sevinirim, başka şey yok öyle sevindiren.
P.NERUDA
2 Aralık 2010
28 Kasım 2010
25 Kasım 2010
özlem
Zaman uzuyor
Sular ki gene yemyeşil akmakta
Yorgun bir ırmak gibi bedenim
Tutuklu kalmışım kendimde
Bütün kapılarımı yalnızca sana açmak istiyorum…
Oysa ben hiçbir zaman bir çilingir olamadım!
t.k
Sular ki gene yemyeşil akmakta
Yorgun bir ırmak gibi bedenim
Tutuklu kalmışım kendimde
Bütün kapılarımı yalnızca sana açmak istiyorum…
Oysa ben hiçbir zaman bir çilingir olamadım!
t.k
24 Kasım 2010
yokuş aşağı

Kaç saattir böyle dikelip kalmışım burada, neden sürekli denizin gri maviliğine bakıyorum, bilinmez. Ama benim tek bilebildiğim senin yokluğunun acısı. Ah keşke bi Neruda şiiri gibi sımsıcak yanı başımda bitiversen, sussak ve bizden geriye bir denizci düğümü kalsa. Çözülmesi kolay ama unutulması zor…
İnsanlar bu ömür denen yolda artık iyice böcekleştiler sevgi günlük, ne yazık ki kimse artık kendi hayatına da ait değil. Günler kalplerimize yalanların ağını ören bir örümcek masumiyetiyle tükenip gitmekte. Beni mesela artık hiçbir inanç kurtaramaz. (Evet, biliyorum az önce sana ondan bahsedende bendim)
Uzaktan bir yük gemisi geçiyor, bir nazım dizesi gibi ağır ağır ve dalgaları yararak. Onun ardında bıraktığı izlere dalıp gidiveriyorum. Birden çocukluğum geliveriyor aklıma, siyah önlük giyinmişim ve hep vapur resimleri çiziyorum defterime… gözlerimin altına sakladığım ne çok hatıra var bi bilsen sevgili günlük.
Denizin gri boşluğunda dalıp gitmişken ansızın cep telefonum çalıyor, anlaşılan o ki hayat acımasız sesiyle beni gene yanına çağırıyor. karanlık bir odada kağıdın yüzünde beliren fotoğraflar gibi suretime bürünüyorum yeniden.
İnsanlar bu ömür denen yolda artık iyice böcekleştiler sevgi günlük, ne yazık ki kimse artık kendi hayatına da ait değil. Günler kalplerimize yalanların ağını ören bir örümcek masumiyetiyle tükenip gitmekte. Beni mesela artık hiçbir inanç kurtaramaz. (Evet, biliyorum az önce sana ondan bahsedende bendim)
Uzaktan bir yük gemisi geçiyor, bir nazım dizesi gibi ağır ağır ve dalgaları yararak. Onun ardında bıraktığı izlere dalıp gidiveriyorum. Birden çocukluğum geliveriyor aklıma, siyah önlük giyinmişim ve hep vapur resimleri çiziyorum defterime… gözlerimin altına sakladığım ne çok hatıra var bi bilsen sevgili günlük.
Denizin gri boşluğunda dalıp gitmişken ansızın cep telefonum çalıyor, anlaşılan o ki hayat acımasız sesiyle beni gene yanına çağırıyor. karanlık bir odada kağıdın yüzünde beliren fotoğraflar gibi suretime bürünüyorum yeniden.
11 Kasım 2010
8 Kasım 2010
bazen
ümitleri bile koruyamadığımız zamanlardan geçiyoruz,
bazen hayatı sevmemek içimde bir fidan gibi büyüyor
...
bazen hayatı sevmemek içimde bir fidan gibi büyüyor
...
2 Kasım 2010
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Gazze
Senin kimliğin ne renk çocuk Duvarın hangi yüzünde ağlarsın tanrılara Ben bir kırlangıcım geri döndüm babamın yurduna Yurdumki; ...
-
"Sevgi yalnız bir insana bağlılık değildir. Bir tutumdur. Kişinin yalnız bir se...vgi nesnesine değil, bütünüyle dünyaya bağl...
-
Kimi kadınlar vardır nehirlere benzer Denize dökülmeyi düşler masmavi bakışları Oysa bir tek zamandır bunu başarabilen Işığ...
-
seninle anlam bulan kırmızı soluğum yüzümün o suskun mavisi her şey ölüyor sevgili. oysa sen çocuk İsalar gibisin hâlâ! öptükçe ellerini, ye...