hepimiz şu hayatın çekilmezliğinden, insanı mutsuz eden ve kendi tekilliğine gömen çağımızın sorunlarından bir kaçış yolu aramaktayız. günler gelip geçerken biz gökyüzünün her gün biraz daha uzağımızda kaldığını görüyoruz. dünyanın iyi günlerini bize anlatan bütün şairleri unutmak ve kafka'nın gregor samsa'sı gibi bir sabah pis bir böcek olarak uyanmak istiyoruz. peki ama neden böylesi karanlık bir fantazi düşlüyoruz, niçin kaybettik iyiliklere inancımızı?
mutsuzluklarımızın kum kitabında neden bir iz bile yok ondan?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Gazze
Senin kimliğin ne renk çocuk Duvarın hangi yüzünde ağlarsın tanrılara Ben bir kırlangıcım geri döndüm babamın yurduna Yurdumki; ...
-
seninle anlam bulan kırmızı soluğum yüzümün o suskun mavisi her şey ölüyor sevgili. oysa sen çocuk İsalar gibisin hâlâ! öptükçe ellerini, ye...
-
En uzun zamanlardır masallar Büyülüdürler tıpkı hayat gibi -ki bir kere geçmeye gör o kapıdan Fayda etmez artık hiçbir çiçeğin suskunl...
-
ah be günlük bu temmuz günlerinde şu dışarıdan gelen sesleri de işitiyorsun demi.tekbir bismillah Allahu ekber,şeriat isteriz,gavurlara ölü...
1 yorum:
İnanmak, bir beklentiyi gerektirir ve kişi beklentilerine ulaşamadığında karşısındaki her ne ise doğal bir tepki ile tavır alır. Hele kaybedilen inançlar günden güne eklenen zincirler misali çoğalıyorsa bu tepkilerde ona keza çoğalır ve hayatın kendisi tüm yıkılan inançların nedeni oluverir.
________________
Şimdi yeniden güvenmek için şu dünyaya,
Her hayata bir masal çizmeli mutluluk fırçasıyla...
Yorum Gönder