Kayıtlar

Aralık, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YENİ GÜNLER

Resim
"Pazartesiler karışmış Salılara
Ve hafta bütün bir yılla:
Kesemez zamanı
Bezgin makaslarınız sizin
Ve günün bütün adları
Yıkanıp gider gecenin sularıyla."*

Ne uzak, ne yakın
Ne sonrasız şey,
Şu kalbimin bozkırlarını saran
Göğün kül grisi maviliği.
Kurt uluması mı desem, şafak sökümü mü?
Sarı sıcak çilelerimiz...

Beklediği ne ki?
Nedir uzayıp, kısalan bir avuç yaşamda
Oysa öyle kahverengi
Öyle uzaktır ki her şey
Kendi yalnızlığının dolambacında...


...





TEMEL KURT



*paplo neruda

geçmiş zaman hikayeleri

Yağız atın derisinde şaklayan kırbacın sesi Arnavut kaldırımlarıyla döşeli sokağın diğer ucundaki iki katlı ahşap evin önünde oynayan kızların kulaklarında kapı tokmağını çağrıştırıyor, kalın çerçeveli gözlüklerinin ardından bakan minik kız çocuğu annesine özenerek kalınlaştırdığı sesiyle kapının eşiğinden misafirine sesleniyordu. At arabasının düştü düşecek tekerinden huylanan Hacı Osman amca Cafer beyin siparişlerini göz ucuyla bir kez daha kontrol edip telaşla evin yan sokağına açılan kiler kapısının önüne yanaştırdığı arabadan oynayan kızlara sesleniverdi.

“hadi şirin kızlarım, annenize haber verin, beyin siparişleri geldi”

Çocukların meraklı bakışlarla hiç tatmadıkları enginar koçanlarına ve muz salkımlarına alık alık bakmasıysa dakikalarca sürdü. Kocasının bu eli bolluğuna minnettar bir yüz ifadesiyle bir solukta kilerin kapısını açan annenin telaşlı sesi tüm sokağa yayıldı. Bu eski konak bozması iki katlı ahşap evin Rum işçiliği pencerelerine öğlen güneşi tüm aydınlığını yansıtmı…

KAR

Resim
Henüz gün doğmamış daha
İnceden bir kar kaplamış dört bir yanı.
Sevdalısına kavuşmuş gelinler gibi
Ak çam ağaçları.
Açılan dükkân kepenklerinin sesiyle eriyor
Dilimdeki buzlu laflar.

Böylesi ne vakit içim ısınsa
Yine sen geliyorsun aklıma.

t.kurt


Boz Ayıcık

Cıvıl cıvıl kuş sesleri ve rengarenk mis gibi kokularla kaplı bir zamanda, ayıcıklar ülkesinde bir bahar vaktiymiş...

Henüz iki yaşlarına basan iki arkadaş ayıcık varmış.
En sevdikleri şey bütün gün ortalıkta dolaşmak, yeni şeyler keşfetmek, çeşitli oyunlar oynamakmış.evden uzaklaştıkları vakit anneleri onları merak eder akşam vakti eve geç gelince azarlarmış yine de ertesi gün güneş gökyüzünde yükselmeye başlar başlamaz çocukça, hesapsızca, sevgiyle oyun dolu yaşamlarına devam ederlermiş.
Ayıcıklardan boz renkli ve dişi olanı yaşamda emin adımlarla ilerlemeyi severmiş, kavhe renkli erkek olanı ise çok uçarı ve çılgınmış. Bu iki küçük ayıcığın aralarında annelerinden gizli aralarında bir aşk da varmış.

Boz ayıcık ile kahve ayıcığın bir kaç günde bir uğradığı ulu mu ulu meyveleri çok tatlı bir armut ağacı varmış. O ağaç onların hem karın doyurma hem de oyun oynama yeriymiş. Armut ağacının altında yeni keşfettikleri ve kendilerinden geçerek tüm gün oynadıkları “kim daha yüksekten armut kopa…

BAYRAM HOCA’NIN ANISINA

Resim
Ölümün ayak izlerini takip ederken yaşam
Gözlerine altın paralar konmuş bir kahramandı tarih
Kirli akan ırmakların ortasında
Yoksul dallarıyla suya eğilen söğüt ağaçları gibiydik
Duvarlarını asma kaplamış evlere benzerdi kimimiz
Kimimiz denizi paylaşırdı martılar gibi.
İskeleye bağlı kayıkları denizatı sanan bir çocuktum bense
Cama düşen yağmur tanelerini kurutup saklardım
Bir bardak demli çayda eriyen şekerin sevinciyle.

Ne kadar çocuktuk, ne kadar büyümüştük
Kim bilir?


Temel Kurt

...

Resim
Kuşlarla konuşuyorum sıkça
Kırlangıçlar maviyi anlatıyor
Tarlakuşları kırmızıyı.
Çobanaldatan kuşları ötünce
Susuyor içimde zaman
Vahasını özleyen çöle benziyorum neden bilinmez.
Kolay şey şiir yazmak
Yaşamaktan kolay

Çiçekler geliyor aklıma ara sıra da
Kırmızıya elini uzatan
Kiraz çiçekleri en çokta Beyazlara bürünüyorum kimi de kalbime buzdan bir bıcak gibi saplarken sözcükler


t.kurt





şekerlik

Resim
Yeşil şeker

Duvarlarını asma kaplamış eve benzer kimileri
İçi de, dışı da hayattır...

Kırmızı şeker

Cama düşen yağmur taneleriydi gözyaşları mavinin
Kurutup sakladık!

Mavi şeker

Denizi paylaşan çocuklardır martılar
Hakça.


Kahverengi şeker

Kıyısıdır aşk
Yaşamın.

Mor şeker

Kimsesizliğimi aydınlatan
bir sokak lambası,
ayazda üşüyen dalların hışırtısıydı adın
pencereme yağan karda
bir japongülü
serçelerin yaşam telaşıydın bir kış günü.
Annemin aynalı kemik tarağında unuttuğu bir tutam mutluluk,
bir bardak demli çayda eriyen şekerin sevinciydin

Ne zaman sussam
bir şarkının sol anahtarı olurdu adın.
Kara şeker Gözlerine altın paralar konmuş bir ölüdür tarih, sıcacık hayatların çürüten çilesinde. Böyle apansız bir akşamüzeri içimizde açan karanlık çiçekleri baş eğmez bir yastır sevgiliye kim bilir.

t.kurt

KIYI

Ölü denizyıldızları toplamaktan geliyordu adam
Rüzgâra yoldaş kırlangıç sürüleri geçiyordu uzaklardan
İğnenin deliğinden görülen yitik bir kenttin
Altın anahtarını arıyordu sözcükleri

Maviliklerin çalkantısına karışıyordu motor sesleri
Saçları balıksırtı gümüş saplı bir hançer gibi parıldardı göğsünde
Kaybolduğu o yapayalnız ormanda ardında pirinç tanesi izleri yitik zamanların
Bir keman teli olurdu ağlayınca gözlerinden süzülen her damla
En uzak kıyısıydı mavinin denizkızlarının yaşadığı o kentler.

t.kurt

ÇAĞRI

Ey uzak dağlara gidenler
Ey kavanozunda ölümü bekleyenler
Size sesleniyorum
Bırakın ölülerinizi gömmeyi
Gelin!

Doğmamış günlerin güneşidir sözlerim.

T.KURT