Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

gelecek hep sizinle olsun

duvardaki çiviye asılı takvimde üç beş tane yaprak kalmış,koca bir yıl daha bitti gitti işte,niyeyse yaşım geliyor aklıma da gülümsüyorum,kırk yaş sendromu mu bu,neyse ne işte, şöyle sıkı bir dostla oturup adam akıllı içmek istiyorum. bunlar aklımdan geçerken kömür sobasında bir kömür patlıyor,içerisi sıcacık,perdeyi aralayıp artık iyice ağarmış akşam alacalığında sokağa bakıyorum.camın buğusundan anlıyorum ki dışarıda yaman bir soğuk var, bom boş sokakta ekmek almaktan dönen bir çocuk ilişiyor gözüme,sigaramı yakınca buzdolabındaki rakı geliyor aklıma da o Edip Cansever şiirini anımsayıp belki de en iyisi o şiirdeki masaya oturup kendimle içmek diyorum. rakıya suyu katınca gülümsüyor sanki mübarek,ilk kadehte o anason kokusundan mıdır nedir sen geliyorsun aklıma.adın falan değil de yüzündeki o duruluk geliyor daha çok...bir müddet her şey siliniyor ve bir tek gitgide mavileşen o duruluk kalıyor aklımda.susup tadını çıkarıyorum. sigaram kül tablasında kendi kendine sönüyor.ikinci kad…

Laitu'ya Dair

Resim
"giden gitmiş,hüznü ayaklandırmak boşuna"-Arif Damar

***

kalbimin ıssızlığında çiçekler karanlıktan korkar
serseri bir ay doğar ansızın
tutar sana benzetirim o ışık halesini

peşimde hafiyeler gezinir
zar zor akşamcı meyhanelerinde kaybettiririm izimi
kaldırımlarda ölü yıldızlara denk gelir yolum
alıp aydınlığa atamam hiçbirini

sabah uyandığımda
bu tarafta bulurum leşimi
sirenler ki çalmış, vapur çoktan kalkmış olur kalbimde sıcak şarap gibidir hala adın...

tk




Vicdan

yakılan tutsaklara ıslak battaniye attılar
oysa on numaralı sözlü emirle
benzine batırılmıştı tüm battaniyeler
Kafka bile düşünemezdi böylesini...

tk/19 aralık 2014

GUGUK KUŞU

Gece yarısı:  00:00 Guguk kuşu ötmeye başladı Devrim..! Devrimm..! Devrimmm..! Peşinden o horito sesiyle Hamlet vari bir kahkaha attı kuş Ha,haa,haaa..! deliceydi kahkahası Tam o sıra uyanıverdim. Dışarıdan sabah ezanının hoparlör cızırtısına karışan sesi geliyordu. Sağ elim yorganın dışında kalmış,üşümüştü. Oysa yatağın içi sıcacıktı. Elimi yorganın altına çektim, olmadı yastığın altına soktum. Biraz ısınır gibi oldu. Sıcaklık ne güzel şeydi. Ne de olsa cep telefonum işe gitme saatine kurulu, diye düşünüp yatağın sıcaklığına iyice gömülüverdim. Gördüğüm rüyayı düşündüm, guguk kuşunun neden devrim devrim diye öttüğüne,peşinden niçin o deli kahkahasını attığına pek akıl sır erdiremedim. Bu biraz camımı sıkmadı da değil ama alt tarafı bir rüyaydı işte. Dışarıda okunan ezan bitmiş,hoparlör imam tarafından kapanmış,cızırtıda kesilmişti. Acaba minarenin ışıkları imam ezan okurken gene yeşil yeşil mi yanıyordu? Tuhaf ama bu geldi aklıma. Bugün o bahçeli evdeki komşunun horozu da nedense ötmemişt…

Z RAPORU

Çin Seddi bitince nereye gitmişti o duvarı yapan işçiler? Brecht'in bu sorusu çıkmadı aklımdan gün boyu, hava da yağmurluydu zaten, içimi umutsuzluk kaplar yağmur durmadan yağdıkça. En çok nisan aylarını severim,çünkü başkadır nisan yağmuru, güneşin battaniyesine sarılmış bir peri gibidir. Çok şiir karaladım nisana dair...
Televizyonda haber izleyemiyorum epeydir, sırf bu yüzden belgesel manyağı oldum çıktım zaten ama ne yaparsam yapayım memleketimin z raporu çıkıyor yoluma karşıcı. Keşke bir kirpi gibi doğuştan oklarıyla var olan Aşil olsaydım ve kimse vuramasaydı beni topuğumdan, ölümsüzlük ölmemekte değil, işte en çok bunu öğren mişimdir Neruda şiirlerinden.
İsmail Beşikçi gibi sakin olabilseydim keşke,ama ben beceremiyorum bunu. Kürt halkının kendi kaderini tayin etmesi kaldıkça sayın başbakanımızın iyi niyetine. Şimdi kim bilir hangi kıyısında dünyanın niyet çektiriyordur bay Obama tavşanı Baks Bani'ye.
 İşçi ölümleri,trafik canavarı, Arap baharı, Gazi koşusu, Fenerbahçe…

Umut

Resim
kediler sokaklarda çello çaldılar serçeler çocuklarla bölüştü ekmeğini ya martılara ne demeli, masmaviydiler gene
işte o güzel yazdan geriye bunlardı kalan...
tk

menekşenin yaprağına konan arının vızıltısı

apansız yağmur başladı, kaçtım bir kiraz ağacının altına sığındım, çiçeklerin yağmura karışıyordu kokusu. sen geldin aklıma,telefonuma sarıldım ama arayamadım seni. niye arayamamıştım, işte başım o duyguyla beladaydı.:(

nevroz bayramı ülkemde bütün halkların onuru olsun dileğimi gidip denizin kulağına fısıldadım, o sonsuz mavilik beni duymuşcasına sahile savuruyordu dalgalarını. umarım bütün karanlık yüreklerde duyar ve tez vakit fikrinden milliyetinden ve inançlarından dolayı kimse kimseyi hor görmez. herkes bir martı olabilirse barış tez gelir.:)

anneme sarıldım durduk yere,sırf annem olduğu için :) huzur bu olsa gerek.

bir gün gelecek İstanbul'daki asma köprülerde insanlar boğazı izleyip kahvaltı edecekler, ne araç olacak, ne egzoz dumanı,sadece gülümseyecek aşıklar.  :)


sevgiye dair...

"Sevgi yalnız bir insana bağlılık değildir. Bir tutumdur. Kişinin yalnız bir se...vgi nesnesine değil, bütünüyle dünyaya bağlılığını gösteren bir kişilik yapısıdır. Kişi yalnız bir tek kimseyi seviyor, başka her şeye karşı ilgisiz kalıyorsa sevgisi sevgi değil, genişletilmiş bencilliktir.” Karl Marks - 1844 Felsefi Elyazmalar"



.

Batık

Resim
Gecenin geç bir vakti Öyle batmışım ki sana İçinden çıkamıyorum Herşey öyle güzel Sen öyle güzelsin ki Çıkıp balkona yıldızlara bakıyorum Sırf sana benzedikleri için
tk

Cav Bella

Resim

örümcek ağından bile daha incedir şiir...tk

Resim
“Serin bir rüyanın hatırınadır çektiğim dünya ağrısı.” 
Birhan Keskin

***
"giden gitmiş
hüznü ayaklandırmak
boşuna"

Arif Damar

***
"hiç kimse kalmadı ekmeği,şarabı bölüşecek
hiç kimse,fillerin yaralarına gözyaşı dökecek"

F.G.Lorca
***  “Ben diyorum ki, tanışalım herkesle. Çünkü hiç kimse, hangi şehirde olursa olsun hangi, kaldırımda yürürse yürüsün, gizleyemez kalbini ceketinin içinde. Çünkü herkesin kalbi bir fay hattıdır. Ve dünya uzayda Bir yokuşta durmaktadır.” 
Özkan Mert
***
“Bir gök ölüyor ellerinde ve inceliğinde bir başka gök doğuyor Sevecenlik bir çiçek gibi açıyor yanında seni düşünürken”
Carlos Oquendo De Amat
***  “sen hep gülerdin oysa,gülüverirdin  bir bakardım eğilmiş su içiyor  gamzelerinden kuşlar"  
Didem Madak
***  “Toplama beni Ben dökülmeyi sevdim” 
Gonca Özmen
*** “Başakların salınışına Benzeyen Çocuk yüzün Yüzüne Yakışır bir şaşkınlık Yaşam derdim ben buna” 
Özer Aykut
***  “Orduevine giremem bir kalbe girerim ordu gibi.” 
Zeynep Arkan…

Sevdiğim dizeler

Resim
Anısına saygıyla







yaklaşık altı aydır her ay bir şair seçip o ayı o şairin şiirlerini okumaya adıyorum. kasım ayı için bir ilk yapıp seçtiğim şairi bloğumda da tanıtayım dedim. yalnız bu okuma işinin kuralları var.bir kerem kesinlikle kitaptan okunacak ve mümkünse de sahaf kitaplarından(çünkü benden önce okuyanların altını çizdiği satırları çok merak ederim)toplu taşıma araçlarında işe gidiş gelişlerde okunacak. ve okuduğunuz şiirlerden en beğendiğiniz ezberlenip bir dost meclisinde dostlara okunacak
işte kasım ayı için seçtiğim şair Attila İlhan'dı ve en sevdiğim şiiri "mahur",geriye ne mi kaldı, bu güzel şiiri dostlarla paylaşmak tabi ki... 
sevgiyle temel

sessizlik lütfen

Resim

Büyü

Resim

huysuz sanrılar

Resim

KALAN

Resim
Epey epey zaman önceydi,ilk gençlik yıllarımdı,ona minibüs durağında rastlamıştım.Kar yağıyordu, bembeyazdı ortalık. Nereden geliyordum, nereye gidiyordum hiç anımsamıyorum ama onun yüzündeki o masumiyeti hep anımsarım.Susup kalmıştım.Yıllarca aklıma kazınacak,hep anımsayacağım, bana güç verecek mavi bir anlamdı o yüz,suskun ve mavi. Artık her sabah o durakta sessizce onu bekliyordum.Evimiz o durağa epeyce uzaktı ama ben onun durağına yürümeyi seviyordum.Yüzü denize düşen bir yakamoz gibiydi.şiir okumayı sırf ona güzel şeyler söyleyebilmek için sıklaştırmıştım. Yeniden yazmaya başlamamda bu döneme rastlar. Her gece başımı yastığa koyunca o gelirdi aklıma ve şiirler mırıldanırdım,incecik bir derenin kıvrım kıvrım akışı gibiydi bakışları.Kış boyu aynı durakta minibüs beklemiş, gelmediği günler endişelenmiş, aklımdan kırk bin türlü tanışma faslı geçirmiştim. Zamanla aynı durağın yolcusu olmanın getirdiği yakınlıkla, yüzlerimiz birbirine aşina olmuş, başka ortamlarda rastlaştığımızda bir…

şiire dair sohbetlerden

ONLARA

' gün ışığında,ateşli bir sabırla silahlanmış olarak en güzel kentlere gireceğiz.' a.rimbaud

Sunuş


''Rivayet olunur ki kuşların hükümdarı Simurg Anka bilgi ağacının dallarında yaşar ve herşeyi bilirmiş. Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş, kuşlar dünyasında herşey ters gittikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken birgün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Kuşlar Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler. Ancak Simurg'un yuvası etekleri bulutların üzerinde olan kaf dağının tepesindeymiş, oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar yorulanlar ve düşenler olmuş.önce bülbül geri dönmüş güle olan aşkını hatırlatıp, papağan o güzel tüylerini bahane etmiş; oysaki tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış, kartal yükseklerdeki krallığını bırakamamış, baykuş yıkıntılarını özlemiş,balıkçıl kuşu bataklığını...

Yedi …

sermaye,devlet ve işçi katliamları üzerine

“ Kâr yokluğu sermayenin kâbusudur. Sermaye, mâkûl bir kâr kokusu aldığında cesaretlenir. %20 kârla coşar, %50’de gözünü budaktan sakınmaz; %100’le ayakları yerden kesilir ve hiç bir insanî yasa ve değerle ilişkisi kalmaz. %300 kâr söz konusu olduğunda da artık hiç bir cürümden geri durmaz”. Karl Marx Bu güne kadar devletle ilgili birlerce kitap, on binlerce makale yazılmıştır ama bunlar ekseri devlet katındaki adamlar, “karşı taraftakiler” tarafından yazılmıştır. Bu işte kadınların dahli son derecede sınırlı ve önemsizdir. Devletle ilgili genel algı ve kanaat da kabaca şöyledir: Devlet kamunun, toplumun genel iyiliğini, toplumsal çıkarı gerçekleştirmek amacıyla oluşturulmuş bir kurumdur. Özel kesim özel çıkarların hizmetindedir, devlet de kamu yararını gerçekleştirmenin aracıdır... Oysa ortaya çıktığı günden beri devlet iki şey demektir: Asayiş (güvenlik) ve ekonomi yönetimi... Dolayısıyla özel kesim-devlet veya piyasa-kamu ayrımı, anlı-şanlı devlet teorisyenlerinin bir kuruntusuydu. …

AY GÜNLÜĞÜ

Resim
SUNUŞ
Yakamozlardır üzerimize düşen     kırık ay taşları


1

Gelmelerin ve gitmelerin arasına sıkıştırılmış Adı hilal bir yalnızlıktı gözlerin Ay günlüğünde Bir adım uzaktaydık aşka; Kim bilir, belki bir adım daha yakın...

* Yakamozların ışıltılı yollarında İçimde dörtnala koşan atlar var Nal seslerini duyuyor musun? Bakır yüzlü, tunç bilekli süvarilerin Örste dövülen yürekleri midir bu tan kızıllığı? Yoksa cesaret midir, kamçısını sallayan aşka? Teninde soluk soluğa at koştururken...
* Serin bir rüzgarı getirmişti yanında Eğilip usulca okşadım yelelerini... İçimde soluksuz arzuları kovalarken Dörtnala yalnızlığım En militan yanımda intihar eden ateş böcekleri... .....
2
Kıyıları hançerlenmiş akşamlar Yüreğine saplı deniz Kaybolan gemilerin mendireğinde giden uyku...

Yalnızlığın güncesi Kırık aynalarda param parça bir begonya gülüşü...
Tütün kokan uzaklar Ay yüzlü akşamlar En keskin kılıçlarıyla kınında uyuyan mısralar...
3

Varlık- saflık, yalan- gerçek, göç- kuş, aşk- biber, umut- ölüm, mutluluk- özlem...
Açar içimizde g…

sevdiğim dizeler

Resim
seni bulmaktan önce aramak isterdim seni sevmekten önce anlamak isterdim seni bir yaşam boyu bitirmek değil de sana hep hep yeniden başlamak isterdim
ö.asaf

bu ara bu şiir dolandı dilime,güzel şey de hani içimde bir şiirle dolaşmak şehri ve güzel şey bir şiirin içinde beklemek onu
bilmiyorum neden ama bazen yüreğimi çok özel kokusu olan bir parfüm şişesine benzetiyorum, azar azar sıkıyorum ya, birde fark ediyorum ki şişe bitivermiş. oysa insan bitmez sanıyor güzel şeyleri.
biliyor musun aşk dedikleri tamamlamakmış kendini denizde martı,dalında çiçek misali belkide ayrılık ondan bunca uzun belkide aşk ayrılık sadece...
tk






mor kaktüs çiçekleri

Resim
Anı çiçekleridir sokakların
Kara menekşenin günahına sığındığım
Oysa hep hüzünlü eserdi yel
Sabah çiğine aşina kalbinde.

Lacivert bir göğün uçurumundan
Salınan bir uçurtmadır hayat
Mor kaktüs çiçekleri gibi yeşerir apansız
Tuz yanığı göğsünün cömert sunağında.

Hiç kimse bilmez aşkta yoktur son
Başlar yalnızca ve öpücüklerdir armağanı
Sonsuzluğa yazgılı bir yemin misali
Perdesini aralar her akşam yıldızlara.

tk

ATEŞİNSESİ

Resim
dünyada ateş yalnızca Olimpus'un tepesinde yanmakta, insanlarsa soğuktan ve açlıktan kırılıp birbirlerini boğazlarken Tanrılar ateşi sadece kendilerine saklamaktadırlar. bir Titan olan Prometeus'un  vicdanı bunu kabul etmez ve ateşi Olimpos'tan  çalıp insanlara verir.Tanrıların katında cezası çok büyük olur bu  yaptığının. Zeus tarafından kayalara bağlanıp ciğerinin  bir kartal  tarafından yenmesine mahkum edilir. bir Titan olarak ölümsüz  olduğundan bu işkence sonsuza dek tekrarlanır; ta ki Herakles gelip  o kartalı öldürene kadar... günümüzde de bilginin ateşi yukarıdakiler için yanmakta, aşağıdakiler ise cehaletin soğuğunda kırılmaktadır. işte bu yüzdendir ki her şair hala bir Prometeus olmak zorundadır...

***

Dönen tekerleğin ezdiği yollardan da geçtim
Karaya uzak denizlerden de.
Yangınlar getirdim yanarak.

Bir masal kuşuyum
Kanatlarıyla göğü leylak rengine boyayan
Ateşim, bilen bilir!

Mavi bir kapıdır şimdi zaman
Bir tarla kuşu telaşıyla
Her sabah yüzüme açılan.
Her …

:)

Resim

bir cumartesi gününün öyküsü

kaç gündür içimde bir sıkıntı vardı ve ne yapsam,ne etsem geçmiyordu.yaşam yolunda epey yürümüştüm de bir yerde durmayan kalbim artık yorulmuş muydu yoksa.dünyanın gidişatı mı desem,şair kalbimin mavi kederi mi desem,yalnızlık mı desem,kalabalık mı desem,vardı bir sebebi ya ben düşün düşün çıkamıyordum içinden.vesselam bende devlet dersinde evlatları öldürülmüş annelerin eylemine gitmeye karar verdim.şimdi ben bu acılara ortak olmaya gittiğim için bana bin türlü kulp takacak birileri olacak ya ben en iyisi sebebini kısaca açıklayayım: ALLAH'IM,GÜVERCİNLERİN RUHUNU VAHŞİ HAYVANLARA TESLİM ETME..!

elbette yaşadığım ülkenin siyasi geleneği böyle insani eylemi çok ciddiye almayıp, Galatasaray Spor Kulübü'nün aynı gün,aynı mekanda yapılan başkanlık seçimlerini kimin kazanacağına odaklandığından kayıpların akıbeti bir başka buluşmaya kaldı.madenlerde ölen işçileri akıbeti gibi.
güneşli bir pazar günü İstiklal'de dostlarla yürüdüm,sokağın kalabalığına kendini bırakmak güzeldi.tu…

dilek

Resim
"Allah'ım, güvercinin ruhunu vahşi hayvanlara emanet etme"
                                                  - Furuğ Ferruhzad





fotoğraftaki yitik düşün araladığı kapının tokmağını çalmak  üç kez
ya da onu düşünmek başka hiçbir şey aklına gelmediğinde yüzünü okşarcasına sıcacık ve heyecanlı bir sabah vakti yüreğini alıp eline göz kapaklarının altına sakladığın o düş ile uyanmak; bir cumartesi annesinin kolları arasında...
tk/1997

dip not: cumartesi annelerinin 500.buluşmasında buluşalım fotoğraftaki anne Berfo ana

KIRLANGIÇ ZİLAN

Harran’ın sonsuz sarı yüzünü ikiye bölen yolda kırmızı minibüs içindeki tıka basa yolcularıyla yanık bir türkü eşliğinde taşımaktaydı Zilan’ın kara gözlerini. İçindeki bütün korkulara rağmen annesine duyduğu güvenin babasını da etkileyeceğine inanmaktan başka tutunacak dalı kalmamıştı. Endişelerinden biraz olsun kurtulmak için uzayıp giden bozkırın yalvaç sarılığında gezdirdi bakışlarını. Yol boyu yürüyen ırgatlar ilişti gözüne. Sanki her birinin solgun yüzlerinde içindeki umutsuzluk onu ardı sıra takip etmekteydi. Uzakta, ufkun ince çizgisinde yer, gök birbirine karışmış, sonsuz grimsi bu boşluğun içinde zaman yitip gitmişti. Keşke yapabilseydi de o da bu boşlukta yitip gidebilseydi fakat ne yaparsa yapsın bir türlü içindeki endişenin sesini susturamıyordu. Apansız babasının sakallarla kaplı karanlık yüzü geldi aklına. Sonra da onu gülümserken hatırladığı çocukluk günlerinde annesinin alnındaki kınanın o karanlık yüzde nasıl bir Çobanyıldızı gibi parladığı. Annesini düşünm…