Kayıtlar

Mart, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mavi'ye

Resim
Kimi kadınlar vardır nehirlere benzer Denize dökülmeyi düşler masmavi bakışları Oysa bir tek zamandır bunu başarabilen Işığın gümüş ellerinde Eflatun ölüm olsa da sonları…
Susup öpsem alnındaki kırlangıç izini Karışsam kalbindeki o eflatun ırmağa Bilirsin çocuktur her gemi biraz Bağlansa da bir iskeleye zamanın kollarıyla…
tk





mırıldandıklarım

Resim
Al işte yine düşmüştü içinin karanlık kuyularına. Huzursuzluğun çanları çalıyordu kulaklarında. Tedirgin, yapayalnız duyumsuyordu kendini. Ufalıp masanın üzerindeki küçük cep aynasına sığmıştı ya ne kadar baksa da yüzünü tanıyamıyordu orada. Kumandanın düğmesiyle o kanaldan, o kanala gezindi yalancı dünyalarda. Kimi kutu açıyordu, kimi parmak çeviriyordu, kimi yalancı şahitler gibi soluksuz anlatıyordu memlekette olup biteni. İyice bir sıkıldı canı. Kalkıp internette gezindi birazda. Tek tek insanların dertleri daha beter etti onu. Önüne gelen şiir yazıyor, kimse yazılanla itibar etmiyordu. Güvercin postalarının getirdiği haberlerin özlemi iyice burktu yüreğini. İçerisi dar geldi. Balkona zor attı kendini. Serindi ortalık ama üşütmüyordu rüzgâr. Rüzgâra karşı bir sigara yaktı. Derin derin bir nefes çekti içine. Mavi karanlıklarda tek tük ışıyan yıldızlar ilişti gözüne. Yoldan geçen arabaların ışıkları uzaktan akan bir nehri andırıyordu. Göğe başını uzatmış selvi ağacı parmak uçlarıyl…

sana ben peri,kuşlar anne derdi

Resim
bilir misin lavanta kokusunu? hiç rastgeldin mi gün batımına? çok konuşasın varken,susup kaldığın olmadı mı hiç? yoksa senin bir gece yarısı hiç mi yolunu kesmedi ayışığı?
portakal çiçeklerinin yağmurun, sütün, mavinin yanık karanfillerin yani ince şeylerin adıyla aradım  seni hani birisini seversin de onun asla haberi olmaz ya hani ırmaklar uyur ya geceleri öylesi...
biliyor musun aşk dedikleri tamamlamakmış kendini denizde martı,dalında çiçek misali belkide ayrılık ondan bunca uzun belkide aşk ayrılık sadece...
ejderha ağzı geceler parçalıyorken ellerimi anımsıyorum gümüş bir şamdanın aydınlığıydı yüzün sana ben peri,kuşlar anne derdi ah bilsen; ne çok,ne çok özledim seni..!
tk

bilip susmakla bilmeden konuşmak

evet bahar geldi,epeydir soğuk geçen havalar umarım tez vakit ısınıverir.mart ayını çok severim,tam gününü köylü annem bilemese de bu ayda doğduğum kesindir.mevsimsel soğukların,kar yağışının, uzun yağan yağmurların da düşününce bir sürü güzel yanı var elbet de ama düşünsel soğukluklar,yanı gericiliğin, ırkçılığın,bunların çizdiği çemberlerde yaşanan tutuklu hayatların pek bir güzel yanı yok.sanki bir paul auster cümlesi gibi oldu ama bence tutuklu hayatlar tanımı doğru bir tanım ülkemde yaşayanlar için. gözde cinayeti sonrası işlenen pek çok cinayet oldu ki az daha gebze harem dolmuşunda bende böyle bir cinayete kurban gidiyordum,artık ulaşımda sıklıkla metroyu tercih ediyorum çünkü en azından orada elinde kitap okuyan bir kaç kişi gözüme çarpıyor.kitap okuyan gençleri görünce içimde çiçekli bahçelerin huzurunu duyumsuyorum. dostoyevski demiş ya; yoksulluk bütün belaların anasıdır, diye,galiba bu söz bügün de hala geçerli.bu sıra annem hastalandı,o yüzden pek roman okuyamadım,en son…