Kayıtlar

Mart, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

UNUTULMUŞ ZAMANLAR ÜZERİNE....

Resim
“Bir kazıda yeraltından şiirler çıksa ne olur?
Aynur Uluç”


Henüz bir masal olan şu zamanda ne kadar hafızasız bir varlığa dönüştük böyle, dedim yeraltından çıkardığım şiirleri okuyunca. Neruda’nın Matilda’ya yazdığı şiirler acaba hiç var olmamışlar mıydı? Yoksa o badem çiçekleri açtığında, Şili’de gün bir portakal ağacına benzememiş miydi hiç? Gerçekte çok sevmemiş miydi yoksa şair, tüm denizleri...

Nazi işgalinde düştü düşecekken Paris, Eduard hiç mi hatırlamamıştı sevgilisini? Peki kimin içindi o karartma gecelerinde midesindeki istiridye sancısı? Yalan mıydı; “Lili Marlen” şarkısı çalınınca, şavaşa hiç mi ara vermemişlerdi eşlerini hatırlayan kahraman(!) Nazi askerleri? Yoksa bütün bunlar o Alman şairin uydurmaları mıydı? Ah Brecht neden yıllarca kandırdın bizi?

Peki Paul Ceylan, yoksa sende mi atlamamıştın baş üstü o köprüden, badem çiçekleri açan o denize?

Sovyetleri hayal etmemiş miydi bir kez bile olsun Mayakovski? Eceliyle mi ölmüştü yoksa o da? Yoksa hep kötü bir masal mıydı şu fa…

karalamalar

Resim
Seni bu kadar çok sevdiğimi bilmiyordum,
uzakta bir yerdeydin hep, çok uzaktın bana.
Ama görüyorsun ya bazı şeyler bütün mesafeleri yok ediyor.

YİNE UZAĞA DAİR....

erik çiçekleri açmış
usul usul yağmaya başlamıştı yağmur
sonra güneş açtı
ama soğuktu daha, üşüyordum
ilk kez orada duydum içimdeki kayanın sesini
"daha ne kadar bekleyeceksin Zerdüşt"

yağmur birikintileri oyuklardan akıyordu
bıraksam kendimi ben de akacaktım ya
bir daha hiç duymadım o sesi
oysa şehir bütün seslerini üzerime salmıştı
hala üşüyordum
bir çiçeği koparır gibi koparabilseydim keşke kendimi
ölüm değildi bu. başka bir acıydı. bambaşka bir acı...

sonra neden bilmiyorum suskunlukları sevdiğimi anımsadım
ortalık kararıyor, usul usul dört bir yan ışıklara bürünüyordu
artık kimseciklerin kimseciklere okuma gereği duymadığı eski bir şiir gibiydi an.
ve işte o an
içimin bütün çilelerini unutup
uzak ve karanlık göğün yaldızlı göğsüne dokunmak geçti içimden.

t.kurt

BABAM'A

hey yaşlı kiraz ağacı
neden suskundur çiçeklerin
bak iki serçe konmuş, türkü söylüyor dalında
bırak ölümün uğultusunu mırıldanma.

kim fısıldamıştı kulağına
yolların sonsuz olduğunu
yaşadıkların ne çabuk unutuldu
ah o pembe çiçeklerinin ömrü ne de kısa...

t.kurt