Kayıtlar

Ocak, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BARIŞ

Resim
Bir söz gibisin
Hiçbir yere kaydı tutulmamış
Belki de bir unutuş
Kederli griliklere bulanmış
Çok eskilerden kalma bir gömü ya da
Düzayak çivit badanalı bir kentte saklanmış...




t.kurt

KAHRAMAN ASKER ANITI.

Sarkaçlı duvar saati gecenin on ikisini vurduğunda “artık yolun sonuna geldin kahraman asker” diye fısıldadı kendine. Göğsünde parıldayan madalyayı eline alıp yumruğunun içinde sıktı. Bütün öfkesiyle her şeye lanet okudu. Vatanını sevmenin karşılığı sadece bu suskun madalya olmamalıydı. Öfkesi artık onu iyice yönetmeye başlamıştı. Tekerlekli sandalyede nefes nefese o baş, bu baş gidip geliyor ama bir türlü sakinleşemiyordu. Bir ara o haplardan içip sakinleşmek düşüncesi geldi aklına ama artık onların da bir faydası yoktu. Sanki odanın karanlık duvarlarında aç bir kuzgun kanatlarını sonuna dek açmış onun vicdanını gagalamak için bekliyordu. Derinlerden gelen sesler duydu. Belli belirsiz yüzler bir görünüp bir kayboluyor gibiydi. Aslında kimin kim olduğunun da hiçbir anlamı yoktu artık. Kâbuslarından nereye kadar kaçabilirdi onu da bilmiyordu. Oğullarını arayan anaların feryatları en dayanılmaz olanıydı. O zılgıt sesi yok mu; mahşerin çağrısı gibi bütün uykularını kaçırıyordu. Niçin, ni…

KIRLANGIÇ

Resim
Sert bir soğuk ıslık gibi rüzgârın uğultusuyla dönüp duruyordu havada. Sararmış çınar yaprakları oradan oraya savruluyordu. Yaşlı Fenerbahçe vapuruna aşık minik kırlangıç buralardan gitmeleri gerektiğini kendisine defalarca söyleyen dostlarının sözünü dinlemesi gerektiğini anca şimdi anlayabilmişti. Epey eskidiği için şehir hatlarındaki seferlerine son verilen Fenerbahçe vapuru da yoktu artık. Yapayalnızdı koca şehirde. Nereye gideceğini ne yapacağını bilmiyor, oradan oraya süzülüyordu çaresizce. Boğaz köprüsünün üzerinden geçerken yaşlı martı dostuyla rastlaştılar. Ona havaların niçin soğuduğunu sordu, tir tir titriyordu sorarken bile. Mevsim kışa döndü, sen niçin burada kaldın. Niçin gitmedin dostlarınla sıcak memleketlere, dedi. Ve kanadıyla güneyi göstererek ona gitmesini salık verdi dostça bir sesle.

Son kez emektar sevgilisi Fenerbahçe vapurunu görmeye giden minik kırlangıç onun etrafında defalarca sörf yaptıktan sonra yaşlı martının gösterdiği yöne doğru uçmaya başladı. Yeni gün…

UMUT

Resim
Şu mavi gökyüzünün kıyıcığında durmuşuz
Vakitler suspus
Zaman unutkan
Belki de nehrin kıyısında iki çakıl taşıyız
Köprülerimizde çan çalıyor suskunluğun dili
Neleri unuttuk bir bilsen
Kabuk bağlayan sancılarımızla büyürken.

Buzdan kalpler, taştan kalelerde
Zamanın geçip, ömrün tükendiği o yerde
Anlamın mavi, gözlerinin hep uzak olduğunu bilirim
Ben bilirim de yine susarım böyle
Susarım!
Yavaşça acele ederim ölümüme...

T.KURT

ELDİVENCİ NUSRETTİN

Kıvrak ve akışkan gövdesi ile evrimleşmiş yüzlerce metre uzunlukta devasa bir sümüklü böceği andırıyordu cadde. Yapışkan vantuzlu onlarca kolunu ara sokaklardaki ücra köşeleri bir esir kampının devriye polisleri gibi keşife çıkaran sel; parkeli zemin üzerinde ağırca, dalga dalga sanki her taneciği sıkışmış yayların ucuna mıhlanmış ta bir anda şehrin tepeler ve caddeler üzerine kurulu ev veya apartman dairelerine fırlayarak dağılacakmış gibi, denizden gelerek parlak ışıklı, rengârenk vitrinli dükkânların camlarından geri yansıyan ve martıları bir kıtadan bir diğerine taşıyan lodosu bağrında hissederek akıyordu.

Her bir özdeş damla güçlü pazularında metal halkalar ve boğazlarını çevreleyen boncuklu tahta kolyeleri olan binlerce savaşçının kanı ile yıkanarak verimlileşen ovalardaki bir mısır tarlası korkuluğu kadar ruhluydu. Vahşi savaşların ardından yıkılmış bir antik çağ medeniyetinin enkazlarında mezarında hayata geri dönmeyi bekleyen unutulmuş bir mumya kralın kâbuslarının müşterek pa…

SİYAH KARGA.

Akşamın alaca karanlığında, kurşuni siyahlıkta bir karga renklerinden, kiremitlerinden yoksun, kırık dökük çatıların arasından kanat çırpıyordu.
Kuzguni siyahlık gökte toplanan kurşuni bulutları delerek çıkan güneşin alacasıyla parlıyor, kırmızı gagasını açıp kapayarak belki bir lokma belki de oyacak bir göz arıyordu.
Bunu kimse bilemezdi.
Onun beynine kimse giremezdi.

***

Küçücük, şirin, kuzguni siyah kıvırcık saçlarıyla gözleri ışıl ışıl bir çocuk çocuksu keşiflerin merakıyla etrafına bakınıyordu.
Yığın yığın çöpler, çamurlu delik deşik yollar, yanmayan sokak lambaları… Yıllardır giyilmekten rengi değişen paltolarına sıkıca sarılmış, yüzleri soğuktan morarmış insanlar…
Tezgâhında kalan bir kaç simitini satabilmek için köşede bekleyen simitçi…
Sanki ayakları geri gidermişçesine dalgın, hüzünlü evine giden bir baba…
Belki evinde bekleyeni yoktu.
Belki de ekmek bile alamadığı için intihar edecekti.
Bunu kimse bilemezdi.
Onun beynine kimse giremezdi.

***

Su gibi paraların harcandığı, etraflarında fla…

ARARAT

Resim
sari sıcak düşler gördüm
çıngıraklı bir yılan sancıdı beni
ağulandım ey yar!

sus, bir şeycikler deme
hep sus, konuşma hiç
ben bilirim bu garbi yelini
ne dağlar aşmıştır, ben bilirim.

sarıya kınalıdır elleri çiçek çiçek
sus n'olur, sus ağlama yar...


t.kurt