Kayıtlar

Şubat, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

yüreğimle konuştum

Resim
dün gidecek hiçbir yer bulamadım
ve konuşacak hiçbir dost
bir parkta oturdum
ve yüreğimle konuştum.

seni yüreğime anlattım
trende omzuma başını koyup uyumandan
Beşiktaş vapurundan
Kızkulesi'nden
doğduğun günden
makarna tariflerinden
ince hastalığından
asabi oluşundan
kağıt helvasını çok sevdiğinden
ve hoşçakal bile demeden gidişinden bahsettim.

sonra seninle
tesadüfende olsa
karşılaşma ihtimalini sordum yüreğime
açlığın çaresi vardı da
aşkın çaresi yoktu her zaman:)

sonra medeniyetten kalma sorunları konuştuk
ekmeğin kapkara olduğundan
kaç para kazandığımdan
memleket meselelerinden
yapmak istediğim şeylerden
yarıda bıraktıklarımdan
yanlış yaptıklarımdan
yazdığım şiirlerden konuştum yüreğimle.

anlayacağın
bütün çıkışlar tutulduğunda
bütün kapılar yüzüme kapandığında
ben dün bir parkta oturdum
ve yüreğimle konuştum...

tk/1998





ÇAYKA

Resim
Dalıp gitmişti vapurun korkuluklarında. Sıra sıra dizili portakal renkli can simitleri ilişti gözüne. Martılar süzülüyor, çalkalanan deniz köpürüyordu. Şehrin iki yakası arasında kalmış yapayalnız bir yürekti işte. Hasret toprağını sürüyordu dizeleri (toprağına gömsem köklerimi /bi yağmur yağsa/yüzünde yeşerse papatyam/öpsem öpsem doyasıya...) Şimdi cigarayı söndürüp denize atsa, bindiği vapur hiç kıyıya yanaşmasa, dolansa dursaydı böyle hep... Ama olmuyordu! Hayatın bir kıyısı vardı her zaman. Hangi kıyıya baksa orada onu görmekten mi bıkmıştı, yoksa her şeyde onu yaşamaktan mı? Bilemiyordu, dahası bilmekte istemiyordu. Ne karmaşık, ne amansız bir bilmeceydi aşk! İşte o vakit susuyor, keşkelere sığınıyordu. Bir yediveren ağacına konmuş serçelere benziyordu yüreği o vakit, sığmıyordu içi içine. Usulca gözlerini kapayıp unutmak istedi her şeyi, dört bir yanını mavi karanlıklar sarmıştı şimdi. Bir ormanda terkedilmiş küçük bir çocuk gibi yolunu yitirmiş, kalakalmıştı bu dipsiz karanlığ…

Devrim

Resim
Belki çok uzaktı o gün,belki çok yakın Aynalardaki buğuya yazılmıştı adın Gülüşünü taşıyordu tüm sokaklar Sessiz bir şiir okur gibi yürüdüm ardında...
tk


Rosa'ya Soneler

Resim
Çokçası yediverenleri,erguvanları sever Oysa ben çamları,söğütleri sevdim Yani çiçekleri kalplerinde açan ağaçları...
Bazen karanlıkta yalnız olmanın korkusuna düşüyorum
Bazen de senden uzakta olmanın korkusuna
Öyle uzun yağıyor ki yağmur
Öyle güzel ki yağmurun sana benzemesi

**

Okyanusun kalbi
Bir asmalı kilit kapılarda
Sanırsın yazdan kalmış bir yara
Bu güneşli ekim
Kıyılar sana yakın, mavi ona uzak
Oysa yangından tek kurtarabildiğin o sözcükler hep aklında...

***

Fenerini her gece yaktığım şu küçücük dünyamda  Seni içimde bir ateş gibi düşündüm Sonra tuttum böylesi aklıma gelmeni sevdim Sen ki; içimde bir arya gibiydin Sesin akşam alacasında bir sığırcık sürüsü
tk

İthakiler

Resim
Yola çıkan yanında taşımalı kalbini Hangi yıldız kuzeyde parlamaktadır bilmeli Hangi dağ kaç yaşında bilmeli Bilmeli gecelerin neden suskun olduğunu
Birini seversin de onun asla haberi olmaz ya bundan Zaman akar ya kendi neşesiyle İşte en çok bu kor adama Sevmemeli belkide becerebilmeli bunu Sahi ırmaklarda uyur mu geceleri?
İthaki'ye dönmeyi düşlüyorum Çocukluğumun o masal yurduna Birde yine seni bulabilmeyi orada Oysa senin hiç umrunda değil sevilmek Dünya kötü çünkü, geceler uzun Sırf bu yüzden haklısın belki Ama İthakiler kalbindedir insanın Unutmamalısın bunu...

tk


türkiye iŞÇi sınıfına selam

Resim
onların arasında yürürken gözlerimde martılar uçuşuyor en güzel şiir bu olsa gerek :)

Son darbe

İkinci bir emre kadarYazmak Çizmek Olaki sevmek Yasaklanmıştır..!
tk