Kayıtlar

Ağustos, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

dostluk

Resim
günler öyle griydi ki; çokça zaman o günü yaşamadan akşam ediyor, sonra tekrar kayayı yukarıya iten Sisifos'un çilesi başlıyordu.sonra tekrar. ve ben şiir yazıyordum, şair diyorlardı bana. bir çocuğun yaptığı kağıttan kuşu yazdığım  şiirlerde uçurabilir, eğer sözcüklerin simyasında iyice ustalaşmışsam ona can bile verebilirdim. bu griliklerin içindeyse yazdığım şiirlerdeki bütün kuşları öldürüyordum. Türkiye'de yaşayan bir türktüm. niçin böyle söylüyorum, çok mu önemi var bu ayrıntıların, afedersiniz Kürt olsam, Ermeni olsam, Rum olsam, Kızıbaş olsam Türkiye'de daha mı az yaşamış olurdum. galiba benim yaşadığım ülkede hiç kimse asla daha çok yaşayamamaktaydı. sosyalistim ama yemeği sağ elimle yiyordum, kuyruğum da yoktu, fakat öldükten sonra kesin cehenneme gideceğime inananlar çoktu, çünkü şarap içmeyi çok seviyordum ve bu da kimi kitaplarda lanetlenmişti. yaşım kırka gelmiş, işim bitmişti. yani ömrümün kırk odalı sarayında otuz dokuz odaya girmiş çıkmış da o kayıp kırkı…

SAKIN UNUTMA BENİ

Resim
Televizyon kanallarındaki bin bir surat yalan makinelerinin ballandıra ballandıra anlattığı reklamlar furyasında bir mezar çukurunda böceklerin yediği kadavra gibiydi akıl. bu oldu bitti içerisinde  memlekette cumhurbaşkanlığı seçimi olmuş,insanlar cumhurbaşkanı seçmek yerine kendilerine bir sultan seçmeyi tercih etmişti. İnsanların kalplerini saran karanlık öyle çoğalmıştı ki, artık hiç tanımadığınız biriyle konuşmaktan çekinir olmuştunuz, çünkü mankafaların çekilmez muhabbetleri ölümden bile beterdi.gecenin karanlığında ışıyan yıldızlar gibi suskun ve erişilmez bir umuttu içimizde kalanlar.annelerimizin o şefkat dolu seslerini arıyor ama hiçbir yerde bulamıyorduk.ruhumun daraldığını hissediyor, kendimi yapayalnız duyumsuyordum. Bir fırtına çıksa,bir deprem olsa,yıkılsa bu çağ ve yeni yepyeni bir zaman başlasa dediğim bile oluyordu.niye böyle düşünüyordum bilmiyordum.bazen telefonu elime alıyor arayacak bir dost bile bulamıyordum, herkes çekilmez geliyordu. Oysa çok içmek, çok …

unutma defterinden notlar

Resim
bir temmuz günü bırakıp gitmişti işte,sabahtan beri içindeki sıkıntıyla oradan oraya dolanmış,gelip bu gün batımında kalakalmıştı. nasıl, neden, niçin, diye soruyordu kendine de daha bir çoğalıyordu kederi. neden uzaktı sevda ona,neden içemiyordu aşkın şarabını,neden bozuluyordu büyü,ne zor sorulardı bunlar, bir sigara yaktı. ilk nefes iyi gelmiş, efsunlanmıştı içi.kader miydi,yazgı mıydı,neydi hiç görmediğini bu kadına onu bu kadar yakın kılan.hallerine güldü,tan kızıllığına iyice bulanmıştı ortalık.iki kırık sandalyede unutulmuş zaman gibiydi yüreğinin halleri. ne çok şey geliyordu aklına;uzun süren dostlukları,yazışmaları, onun naifliği,inceliği,zarafeti yüreğinden taştıkça taşıyordu,baktı çıkamıyor bu duygu selinin içinden, bir sigara daha yaktı. sessiz, suskun gün batımını seyre daldı.anlaşılan o ki bu akşam gökyüzü de efkarlıydı, keşke şimdi sesini duysa, bir şarkı dinleseydi ondan, yurdunun bozkırında bir tezene gibi titredi içi. ah, dedi yüreği, bu içindeki korkunun sesiydi. e…