Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

barış

Resim
İnsan en zeki varlık Ama çok azı ölebiliyor yatağında Oysa kuşlar ve balıklar  Değerini hiç bilmeden altın kaşıkların Nasıl da huzurlular maviliklerde İşte böyle bir şeydir barışta...
tk

sana dair

Resim
biliyor musun, bazen buz dağlarının altını hiç bilmeseydim keşke diyorum
diyorum ya, apansız senin bir karanfil gibi koktuğun geliveriyor aklıma
işte o vakit seviyorum yine aklımı :)
başka türlüsü donardı içim bu soğuklarda...

tk

susku

Resim
bak bu sabah bi güzellik yaptım kendime tuttum senin gülüşünü hayal ettim senin gülüşünde ne var biliyor musun? senin gülüşün biii tarla dolusu gelincik çiçeği.

bir iki yıl sustum ya 
sana susmakta güzeldi biliyor musun...
tk

Özlemin güzelliğine övgü

Resim
Bir boşluğa düşmüşsen Kırılmışsa içinde incecik dalların Yani bir çizik atmışsa zaman kalbine Gitmek kalmaktır, unutma bunu.
Gecelerine çağırmışlar Acem halıları sermişler önüme Geçememişim öte kıyısına zamanın Kalmışım kalbimdeki narın içinde.
Sana suskun hasretler biriktirdim Annemin yazmasındaki yayla kokulu çiçeklere benzeyen N’olur gel al artık onları kalbimden Bir, iki satır söz bırak yerine…
tk

1 Kasım seçimlerine dair

Resim
dışarıda gri gökyüzünde yağmur bulutları dolanıyor,takvim yaprağından 29 ekimi koparıyorum.yeni bir gün daha başlıyor, oysa ben ardımda sadece bir günü değil kırk yılı bıraktığını biliyorum.kırk yıldır bu dünyada, bu toprak parçasında yaşıyor olmanın dayanılmaz hafifliğiyle gülümsüyorum içimdeki çocuğa,işte her şeye rağmen yaşamın en sevdiğim yanı bu gülümseme anı.

 insan hayatı çok uzun bir romana benzer, ki bazı sayfaların dipnot bilgisi o romanlardan daha bir kalındır,ben en çok o dipnot bilgilerini okumayı severim. çünkü orada aşk, orada umut, orada hüzün vardır. yaşamı güzelliklerin kitabı olabilmiş bütün hayatlar işte bu dipnotları okunası kitaplardır.peki bu kitapları kimler yazar? işte cevaplanması gerekli olan güzel bir sorudur bu,bu sorunun kısa bir cevabı olsa da bu cevabın dipnotları çoktur. bu sorunun kısa cevabı şudur:emeğe, barışa, aşka inanmış hayatlardır bu kitapları yazabilenler,varın dipnotlarını da siz hayal edin.

yaşadığımız dünyanın bütün güzelliğini yaşayarak ö…

Başın öne eğilmesin

Resim
dün bazı kalelerde mapus yatardık şimdi bütün dünya bir mapushane
tk

vicdan

Resim
yüzü aydınlık ölüler kalpleri kapkara yaşayanlara barışı öğrettiler...
unutulması en zor dersti bu!

tk











BEKLEMEYE DAİR...

Resim
"İstanbul da İstanbulluğunu yaşıyor gene. Kuzeyden, Haliç üstlerinden çıkıveren kış azgını kara bulutları, maviliklere mızrak gibi çakılmış minarelerin onuruyla kabaran, kurşunlu, ağırbaşlı kubbeleri, körolası açlığın kavgasında tedirgin dolanan delifişek martıları, gelin gibi gezinen tekneleri, Boğaz'da yarışan lüferleri, istavritleri, uskumruları, kuyruğu sokakları süpürerek götüren derya kuzusu torikleri, balıkçı tablalarına manda gibi serilmiş, Marmara'da ırıpları paralayan orkinoslarıyla; Langa'dan, Hacıbayram'dan, Topkapı dışlarından Yakacık'a, kenti çevrelemiş bağları, bahçeleri, bostanlarıyla; çivi kestiren poyrazların yolunu keserek saldırıp denizleri, insanları allak bullak eden yapışkan lodosları, lokanta vitrinleri önünden yutkunarak geçen işsizleri, açları; çamurlu izbe sokaklarda şölen çağrısı gibi yayılan kızarmış balık kokularının mutsuz ettiği yabanıl sokak kedileriyle sekiz yüz binlik İstanbul kenti, kıran kırana savaştaki bir dünyanın ortas…

...böyle buyurdu Zerdüşt

Resim
ayraçsız kapanan bütün hayatlarda tan kızıllığıdır bu  bağışlar ömrünü geceye -ki karanlığın çarmıhına gerili yıldızlardan biride umuttur
tk





ELSA VE UZAK

Resim
ve yol onu alıp, öyle uzağa götürmüştü ki yolculuğunda içini döktüğü günlüğü olmasa sırlarını bende bilemeyecektim. en büyük korkusu aştan ve adaletsizliktendi, ekmeği bölüşemeyen bu vahşi canlı türü aslında aşkı da bölüşmeyi çoktan unutmuştu. gökyüzü hep uzak taşlar hep suskundu. -ki yüzlerde öyle
...
yol sona ersin bir şey olsun ölüm mesela ya da ne bileyim bir deniz çıksın karşısına ve iskelede kalkmaya hazır bir gemi olsun istiyordu ya istedikleri hem yanı başında hem çok uzaktaydı tıpkı her seferinde ilk öpüşmesini anımsadığı gibi çok uzakta.

....
apansız gün doğuveriyor sonra gene gece oluyordu günler uzun ve acı dolu geceler kısa ve sessizdi gecelerin konuğu yıldızlarsa bildikleri kadar pırıltılıydılar tanrı yok ve hiç olmadı diyordu kuzeydeki parlak yıldız güneydeki adaletin ve aşkın da olmadığını söylüyordu bir tek doğudan doğacak o büyük yıldız ışığa inanmayı vaaz ediyor ve acıyı yayıyordu dört bir yana
...
yol bitmiyor, uzadıkça uzuyordu hayat iyi şeylerin günlüğünü tutmay…

KEÇİ ÇOBANI

Resim
Öğlen güneşi bir bıçağın yüzünde ışıldar gibi parlıyor,gökyüzü yangından geriye kalan kül grisi yüzüyle herşeyin üzerini örtüyordu. Bütün keçiler kaynağın başında toplanmış kana kana su içiyorlardı.Küçük kız da keçiler gibi eğilmiş dudaklarını suya değdirerek su içiyordu,yeşil gözleri suda dört yapraklı bir gonca gibiydi.

Parmaklarıyla keçileri saymaya başladı.Serçe parmağını tuttuğunda gözleri Mercan adlı kırmızı ve siyah benekli yavru keçiye bakıyordu,iki Zeytin,üç Kıdıman,dört Gökkeçi,beş Aykızı,altı Teke...Hepsi tamamdı,günün bu saatleri iri meşe ağacının gölgesi uyku zamanıydı keçiler için.

Mercan yere uzanmış Zeytin`de onun boynuna koymuştu başını, hemen ortalarında Kıdıman bir küme halinde uyuyorlardı,diğerleri de ayrı ayrı ama birbirlerine yakın uyuyorlardı, sadece Teke bu keçilerin biraz daha uzağında ama onlara bakarak uyuyordu.Küçük kız azık için getirdiği lavaş ekmeğinin arasına tulum peynirini kınalı elleri ile usulca döküyor maharetle dürümünü hazırlıyordu,gözleri Mercan v…

güne dair

bazen susmak istiyorum
yağmurun yağışı gibi susarak doyurmak içimdeki çorak toprağı
kimi kısacık şiirler beni alıp götürür çölde bir vahaya
işte bu şiirler susmak gibidirler

öyle kötü zamanlardan geçiyor ki insan hayatı
savaşın ve kanın kutsallığıyla
talan ediliyor içimizdeki tüm vahalar
barışın ve aşkın cömert topraklarında bir karanfil acısıyla da olsa
gene de ben o kısa şiirlere inancımı koruyorum

dün gece düşümde bir kuyruklu yıldızın peşi sıra dolandım durdum karanlıkları...


tk

Şavaş Ve Barış

Resim
kahraman asker ölüleri geçiyor sokaklardan anaların göz çukurlarına gömülüyor sesleri ben ki; türkülerimi nadasa bırakmışım yine bu suskunlukta buzdan bir korkudur ecelim.
t.kurt

GERÇEK AŞK

Resim
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, devenin tellal, pirenin berber olduğu bir zamanda kartlar ülkesinin uçsuz bucaksız kül rengi kıyılarında ırmak seslerine komşu ahşap bir kulübede Yaşlı Maça Kızı’nın evlat edindiği çirkin bir Sinek İkili yaşarmış. Güzeller güzeli Sinek Kızı’yla yakışıklı Kupa Bey’inin yasak aşkından doğan bu kızı bir sabah kapısında bulan Yaşlı Maça Kızı dinmeyen evlat özlemiyle Kartlar Tanrısı’na dualar edip bağrına basmıştı.

Zaman gelip geçmiş ama Sinek İkili hep Sinek İkili olarak kalmıştı. Öyle çirkin öyle çelimsizdi ki diğer İkililer bile onu oyunlarına almıyorlardı. Hayatın yalnızlık olduğunu, mutluluğu bundan ibaret sanarak büyüyordu bu Çirkin Sinek İkili.

Kartlar ülkesinin yaşlı kralının yakışıklı oğlu Kupa Valesi’nin tahta çıkması için evlenmesi gerekiyordu. Çünkü bu yılın sonuna dek kalbinin prensesini bulup evlenemezse koz maça olacak, tahta Maça Bey’i geçecekti.

Yaşlı kral oğlunu bir an önce evlenmeye ikna etmek için kartlar ülkesinin tüm güzel kız…

Beşinci mevsim

Resim
portakalı boyayan kim?
kimdir bu lanet olasıca düzende yaşama sabrını bana veren?
galiba her şey beşinci mevsimin yüzünden...

beşinci mevsim; barışı, sosyalizmi,
seni falan filan düşünmekle geçirdiğim günler...

t.k

yük

Resim
seni ne vakit düşünsem kalbimde bir panayır yeri kuruluyor bir nehir gibi dökülüyor zaman güzelliğin şelalesinden ya da ne bileyim kuşlar hep birden göğe uçuyor vişne ağaçlarından işte böyle dört bir yana dağılıyor sevdanın yükü
tk

huzur

Resim

"Hiroşima'da öleli oluyor bir yetmiş yıl kadar"

9 Ağustos 2015 70 yıl önce ABD, İkinci Dünya Savaşı'nın edimsel olarak bitmiş, İtalya ile Almanya'nın teslim olmuş ve Japonya'nın da teslim olmak üzere olduğu günlerde Hiroşima (6 Ağustos) ile Nagazaki'ye (9 Ağustos) iki atom bombası attı. Ne yazık ki yakın tarihin en büyük savaş ve insanlık suçları arasında yer alan bu korkunç saldırının üzeri giderek bir unutkanlık perdesiyle örtülüyor. Emperyalist burjuvazi ve onun denetimindeki tekelci burjuva basını bu büyük suçu unutturmayı başarabildiği içindir ki insanlık 1960'ların ikinci yarısı ve 1970'lerin başlarında Vietnam-Laos-Kamboçya'da bir soykırımın gerçekleştirilmesine tanık oldu. 1990'ların başından günümüze kadar uzanan Irak toplumkırımını, son yıllarda yaşadığımız Afganistan, Suriye, Somali, Libya, Yemen felaketlerini vb. bundan ötürü yaşadık ve yaşıyoruz. Ve bunun içindir ki Filistin halkı 1948'den bu yana ağır çekim bir jenosidin hedefi oluyor. İran'ın sözümona nükleer silahlara sahip olma…

herkese selam.sana hasret

tren raylarının arasında koşuyorum, rayların arası gelincik,papatya ve minik mavi mine çiçekleriyle kaplı,sonsuzluğa giden çiçekli bir yoldayım.elbette bu bir düş ve ben bu düşü henüz görmedim.

uzakta, hiç tanımadığınız bir blog sayfasında yazanlar bazen içinizde nakış nakış çiçekli bir kilim dokur ya,ben işte böylesi bir duyguyu yukarıda anlatmaya çalıştığım düşe, koşmak istediğim o çiçekli yola benzetiyorum.biliyor musunuz kedilerin bıyıkları ve patileri bana çocukluğumuzun sihirli sandığını açan anahtarı çağrıştırır.

uzun zaman oldu bloggerde yazalı,bu zaman zarfında bir çok sayfa ile kesişti yolum,içtenliğin o serin rüzgarıyla çölde bir vaha gibi tutunduğum onlarca güzel blogger tanıdım,onların mavi dünyaları içtenliğin pınarları gibi üçüncü sınıf burjuva siyasetçilerinin din ve milliyetçilikle yoğurdukları bu güzelim vatan toprağında bana daima güç kattı.dostluk ve insanlık adına öğrendiğim çok şey oldu onlardan, velhasıl sözümüzü bir dize ile noktalayalım:


 herkese selam,sana h…

ATEŞ KARINCALARI

İstanbul’da parklar ateş karıncalarının istilasına uğradığından beri oralarında eski tadı kalmamıştı. Karşılarına çıkan her canlıya saldıran bu bücür canavarları ölüm bile durduramıyordu. Bu yüzden halkın Büyük Çoban’ı bu canavarlar için milli mücadeleyi başlatsa da, bundan da pek bir sonuç alınamamaktaydı. Her köşe başında tetikte bekleyen karınca savar timleri ne yaparsa yapsın, bu bücür canavarların sonu bir türlü gelmiyordu. İki bin yirmi iki yılının bu aralık günü kavurucu sıcak insanın beynine işliyor, ama yine de ateş karıncalarının saldırısına uğramak korkusu insanları daracık beton kutularını andıran evlerine hapis etmeye yetiyordu.

Evlerdeki televizyon gün boyu Amerikan işgaliyle dört bölgeye ayrılmış İran’dan gelen binlerce ölüm haberiyle iç karartmaktaydı. Uzun yıllar ülkeyi yöneten Büyük Çoban olmasa, insanın kendini camdan atıp intihar etmesi an meselesiydi.

Son gelişmeleri ülkesi menfaatine büyük bir titizlikle inceleyip yardımcılığına eski düşmanlarından amansız kurt Ser…

bateri

dün gece bilmediğim bir viski içtim,  şimdi uyandım ama sanki hala kafamın içinde bateri çalıyor birileri.aslında arkadaşın içmeye ihtiyacı vardı, ben azcık eşlik edecektim, ama baktım benim daha çok ihtiyacım var,yani böyle başladık,bildiğimiz içkiler bitmiş ama bizim sorunlar çözülmemişti ki bilmediğimiz bu viskiyi uykusundan uyandırdık,uzun izah ettim bu baş ağrısının sebebini ama böyle oldu işte. bazen bir şey boğar seni,derinlere inmek orada mercan resifleri her yanını sarsın istersin.sarar mı sarmaz mı bilmeden başında bir bateri gürültüsüyle dönersin geriye.şair olmak zor zanaat. bir de devrimci şair olmak...  bu blogger'de yazmak, iç dökmek gibi gelir bana,bu yüzden burada yazmayı seviyorum,belkide bir dönem bu, bir zamanlar dergilere şiirler, yazılar yollardım, şimdi düşünüyorum da bir çok güzel dostla ve güzel sözle böyle böyle tanışmış oldum,zenginleştim yani. içinden çıkamayacağımız hiçbir şey yok aslında,sorun bu hayatı bize yaşanmaz kılan fikirlerin ve insanların va…

...gene barışa dair

Resim
BARIŞ
ölümsüzlüğü bulabilir nihayetinde insan bilinen iki yolu vardır bunun ya firavunlaşarak başarır bunu ya insanlaşarak aslında büsbüyük bir kuruntudur bunların tümü çünkü insan hiçliğin kan kırmızısı gülüdür hele solmaya görsün bir...
28.07.2015
tk

Kayıp zamanın izinde

Resim
Ölmezken güneşin hükmüNeydi bu şehri öldüren? Duyuyor musun Bütün barbar dualarında aynı çocuk ağlıyor Barış barış diye...
tk

içimde

Resim
ağır bir karanfil kokusu alıyorum uzaklardan sanki annem annesinin eline su döküyor kafamın içindeki vişne bahçelerini aramayı bırakmalıyım belkide belkide tez vakit bi mimoza çiçeğine rastlamalıyım olmadık şeyler geliyor aklıma kum saati nar çiçeği yağmur tanesi balinalar kuğular ve karıncalar çocukların gözlerinde ölü kuşlar kuşların gözlerinde anka ülkesi günler bu kadar uzun ömür ki bu kadar kısayken acep kim sallıyor bu çanı içimde.... tk



amentü

Resim
Onu düşününce yüreğine bir altın gömdü. Bir gün sonra bir ağaç filiz verdi gömdüğü yerde, yaprakları altın sarısı bir ağaç. Rüzgârın uğultusu bin yıldır susmayan bir arp gibi hışırdıyordu o altın sarısı yapraklarda. Üç gün sonra ilk altınları toplamaya başladı. Yağmur damlacıklarıyla pırıl pırıl parıldayan çil çil altınlardan ne kadar toplarsa toplasın asla eksilmiyordu altınlar. Adanmışlığın ve aşkın Amentüsüydü bu bereketin sırrı.


Temelce

annemin rüyaları

seçimler yapıldı,oy çalınmasın nöbetçisi gönüllülerdendim,bazıları şairliğimden olsa gerek ki beni orada gençlerin arasında görünce keyifle güvenle gülüyorlardı,benim onları üniformalıların ve  bürokrasinin şerrinden koruyabileceğime inanan gençlerdi bu bazıları,bu yüzden işte şiirin gücüne bir kez daha inandım bende.unutmamak lazım doğa selfi çektirmez...

hdp demokratik programıyla yüzde on üç oy alıp yüzünüzü bi Neruda dizesi gibi gülümsetti. annem senin oy verdiğin parti sonuncu olmuş gene Temel deyince ben bir kez daha gülümsedim. en güzeli ne biliyor musunuz sevgili blok arkadaşları insan emeğin sömürülmemesine oy verince iyi bi şarabın tadını almış gibi hoş oluyor.birde seni başkan yaptırmadık ya oh olsun.:)

kuşlar yavrulama mevsimine girdi,kirazlar sepetlerde görücüye çıktı,domatesler artık bahçeden geliyor, karpuz kavun ucuzladı. bütün bunlar annemin hayatında çok önemli. o tıpkı Calvino romanlarındaki karakterler gibi hiç farkına varmadığımız bu ayrıntıları hep fark eder. an…

Oy ver, barış ve vicdan kazansın

Resim
barış
kutsanmıştı bir kez daha kanlı zaman dağılmıştı dört bir yana ölülerimiz sessizliğin çuvalına sığmıyordu ağlaşmaları kadınların çünkü bütün ütopyalar gene genç yaşta öldürülmüştü...
tk

barış

Resim
iki elimle bir yaprağı tutup usulca sana veriyorum sen de iki elinle tutup bir başkasına ver diye...
tk

yaklaşan genel seçimlerde kararsızlar için bir film önerisi

Resim
kimi aşlar vardır fi tarihinden kalma   kimi aşklar vardır che tarihinden kalma...
  tk



dipnot:filmin tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz


http://www.720pfilmizleme.net/motosiklet-gunlugu-720p-izle.html

DELİLİK

Kalabalık sokaklarda yitip gitmekten kaçıyorum kimi
Kimi yalnızlıkta çekilmez geliyor
Anlayacağın boşluğun ellerine bıraktım atlarımı
Gümüş eyerlerine korkuyu yüklenmiş her biri.

Kapımı tıkırdatacak o postacıyı beklerken ömrümün eşiğinde
Ölü mektupların anarşik harfleri uğulduyor beynimin gizemli labirentlerinde
Apar topar alıp vurmaya götürüyorlar beni Bay K'nın yerine
Hayır diyorum, ben cin çıkarmak istemiyorum daha...
Komodinin üzerinde duran mumu yakıyorum
Kaç kez söndürdüğümü anımsıyorum sonra
Suya bırakmak kendimi ve derinlerde seni bulmak istiyorum bir tek.
Her sabah binlerce yıldızı öldürdükten sonra güneşin doğduğunu görüyorum…

Yağmur çiseliyor dışarıda
Camlarda tane tane ölüyor an
Felsefenin hayattan alacağını hesaplıyor yaşlı ışık
Biliyorum bunun adı delilik
Var olanı dürtüyor ve eşeliyor
Bir salyangoz yavaşlığıyla kök salıyor içime
Ve ben henüz uyanmadan gölgelerimi uyandırıyor her sabah...

Söyle hangi tanrıçanın sunağına adanmış bir ülkü bu
Gün be gün yatağını oyarke…

SUSKUN

Resim
Suların duru, masalların gri olduğu bir ülkede; saçları temmuz güneşinde kızaran başağı andıran, gözleri karanlıkta gümüş aydınlığı fenerler gibi parıldayan, iki yıldızın düştüğü göğsünde hiç kimsenin henüz sonsuz uykusuna dalmadığı, mavi sözcükler kadar güzel bir kadın yaşarmış.

Bu gri ülkede günler, öyle uzak, öyle kederli, öyle çekilmezmiş ki; bundan kurtulmak için herkes kendi sevdasına dörtnala koşan mavi yeleli bir atın yolunu gözler, yalnızlığın ateşinde yanarmış.

Oysa beklemek; yeniden başlamanın hiç açılmayan kapısıymış.
Bu mavi kadın her akşam bir dileğe gözlerini kapar, aynı kahredici sabahlara uyandığında ise susarmış.

Çünkü susmak, mavi kanatlı meleklerle konuşmanın tek yoluymuş…


t.kurt

zıpla zıpla zıplamayan ...

biz ne mi istiyoruz? haftada dört gün tatil, üç gün iş olsun kediler ve köpekler sokaklarda keyfince dolaşabilsin insanlar kargalara da yem serpsin kışın soğuktan, yazın sıcaktan çocuklar  üşümesin sokaklarda ne cumartesi, ne pazar, ne pazartesi ağlamasın artık analar sığırcık valslarına karışsın kahkahaları bütün kadınların…
biz ne mi istiyoruz? kağıt helvasına kaymaklı dondurma koydurmak boş zamanlarımızda balığa gitmek, dolu zamanlarımızda balık yemek
gülmek,gülmek,gülmek artıkın hiç zıplamamak istiyoruz…
tk

neden sosyalistim,lütfen izleyin

Resim
portakalı boyayan kim?
kimdir bu lanet olasıca düzende yaşama sabrını bana veren?
galiba her şey beşinci mevsimin yüzünden...

beşinci mevsim; barışı, sosyalizmi,
seni falan filan düşünmekle geçirdiğim günler...

t.k



GÖKKUŞAĞI

Gökyüzü turuncudan kızıla insanın hiç tanık olmadığı kadar güzeldi. Çatalkuyruk kırlangıçlar bu anın tadını doyasıya çıkarıyor, maviliklerde keyiflerince uçuşuyorlardı. Martılardan bazıları da onlara katılmıştı. Boğazın iki yakasını birbirine bağlayan bu eski köprünün üzerinde Cavbella’yla elma çayı içmekteydim ama onun gözlerinin o tatlı karalığı etrafımızı kuşatan bu manzaradan bile daha güzeldi. Elma çayını kristal bardaktan içmek öyle hoştu ki, usulca ona yaklaştım ve tuz kristalini andıran dudaklarından bir buse kopardım, içimde şarabi bir düş ışıldadı o an “Seni seviyorum Cavbella” dedim fısıltıyla. Kalktık bu muhteşem boğaz manzarasını arkamızda bırakıp akşam yemeğini Atina da yemek için jet-taksiye doğru yürümeye başladık.

Güneş ışınlarının parçalanıp tersten bir denklemle enerjiye çevrildiği, ışığın gücüyle çalışan bir ulaşım aracı idi jet-taksi, onunla bulutların arasında kuşlar gibi yolculuk etmek anlatılmaz bir güzellikti. Pamuksu bulut kümelerinin içinden geçerken en çok…

tüm dostlara bi hediye/hoş geldin bir mayıs/hoş geldin bahar

Resim
karanlık bir gecede kuş yuvalarını
kuyu ağızlarını ışıtır gibi...




Gerçek

Resim
Bazı günler sen hiç olmamışsın gibi yapıyorum O gün geçmek bilmiyor Biliyor musun bütün dertlerin anasıdır gerçek Nisan yağmurları dindi,ağaçlar çiçeğe durdu,yakında denize de gireceğiz...
tk

Mavi'ye

Resim
Kimi kadınlar vardır nehirlere benzer Denize dökülmeyi düşler masmavi bakışları Oysa bir tek zamandır bunu başarabilen Işığın gümüş ellerinde Eflatun ölüm olsa da sonları…
Susup öpsem alnındaki kırlangıç izini Karışsam kalbindeki o eflatun ırmağa Bilirsin çocuktur her gemi biraz Bağlansa da bir iskeleye zamanın kollarıyla…
tk





mırıldandıklarım

Resim
Al işte yine düşmüştü içinin karanlık kuyularına. Huzursuzluğun çanları çalıyordu kulaklarında. Tedirgin, yapayalnız duyumsuyordu kendini. Ufalıp masanın üzerindeki küçük cep aynasına sığmıştı ya ne kadar baksa da yüzünü tanıyamıyordu orada. Kumandanın düğmesiyle o kanaldan, o kanala gezindi yalancı dünyalarda. Kimi kutu açıyordu, kimi parmak çeviriyordu, kimi yalancı şahitler gibi soluksuz anlatıyordu memlekette olup biteni. İyice bir sıkıldı canı. Kalkıp internette gezindi birazda. Tek tek insanların dertleri daha beter etti onu. Önüne gelen şiir yazıyor, kimse yazılanla itibar etmiyordu. Güvercin postalarının getirdiği haberlerin özlemi iyice burktu yüreğini. İçerisi dar geldi. Balkona zor attı kendini. Serindi ortalık ama üşütmüyordu rüzgâr. Rüzgâra karşı bir sigara yaktı. Derin derin bir nefes çekti içine. Mavi karanlıklarda tek tük ışıyan yıldızlar ilişti gözüne. Yoldan geçen arabaların ışıkları uzaktan akan bir nehri andırıyordu. Göğe başını uzatmış selvi ağacı parmak uçlarıyl…

sana ben peri,kuşlar anne derdi

Resim
bilir misin lavanta kokusunu? hiç rastgeldin mi gün batımına? çok konuşasın varken,susup kaldığın olmadı mı hiç? yoksa senin bir gece yarısı hiç mi yolunu kesmedi ayışığı?
portakal çiçeklerinin yağmurun, sütün, mavinin yanık karanfillerin yani ince şeylerin adıyla aradım  seni hani birisini seversin de onun asla haberi olmaz ya hani ırmaklar uyur ya geceleri öylesi...
biliyor musun aşk dedikleri tamamlamakmış kendini denizde martı,dalında çiçek misali belkide ayrılık ondan bunca uzun belkide aşk ayrılık sadece...
ejderha ağzı geceler parçalıyorken ellerimi anımsıyorum gümüş bir şamdanın aydınlığıydı yüzün sana ben peri,kuşlar anne derdi ah bilsen; ne çok,ne çok özledim seni..!
tk

bilip susmakla bilmeden konuşmak

evet bahar geldi,epeydir soğuk geçen havalar umarım tez vakit ısınıverir.mart ayını çok severim,tam gününü köylü annem bilemese de bu ayda doğduğum kesindir.mevsimsel soğukların,kar yağışının, uzun yağan yağmurların da düşününce bir sürü güzel yanı var elbet de ama düşünsel soğukluklar,yanı gericiliğin, ırkçılığın,bunların çizdiği çemberlerde yaşanan tutuklu hayatların pek bir güzel yanı yok.sanki bir paul auster cümlesi gibi oldu ama bence tutuklu hayatlar tanımı doğru bir tanım ülkemde yaşayanlar için. gözde cinayeti sonrası işlenen pek çok cinayet oldu ki az daha gebze harem dolmuşunda bende böyle bir cinayete kurban gidiyordum,artık ulaşımda sıklıkla metroyu tercih ediyorum çünkü en azından orada elinde kitap okuyan bir kaç kişi gözüme çarpıyor.kitap okuyan gençleri görünce içimde çiçekli bahçelerin huzurunu duyumsuyorum. dostoyevski demiş ya; yoksulluk bütün belaların anasıdır, diye,galiba bu söz bügün de hala geçerli.bu sıra annem hastalandı,o yüzden pek roman okuyamadım,en son…

yüreğimle konuştum

Resim
dün gidecek hiçbir yer bulamadım
ve konuşacak hiçbir dost
bir parkta oturdum
ve yüreğimle konuştum.

seni yüreğime anlattım
trende omzuma başını koyup uyumandan
Beşiktaş vapurundan
Kızkulesi'nden
doğduğun günden
makarna tariflerinden
ince hastalığından
asabi oluşundan
kağıt helvasını çok sevdiğinden
ve hoşçakal bile demeden gidişinden bahsettim.

sonra seninle
tesadüfende olsa
karşılaşma ihtimalini sordum yüreğime
açlığın çaresi vardı da
aşkın çaresi yoktu her zaman:)

sonra medeniyetten kalma sorunları konuştuk
ekmeğin kapkara olduğundan
kaç para kazandığımdan
memleket meselelerinden
yapmak istediğim şeylerden
yarıda bıraktıklarımdan
yanlış yaptıklarımdan
yazdığım şiirlerden konuştum yüreğimle.

anlayacağın
bütün çıkışlar tutulduğunda
bütün kapılar yüzüme kapandığında
ben dün bir parkta oturdum
ve yüreğimle konuştum...

tk/1998