Kayıtlar

Eylül, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ELSA VE UZAK

Resim
ve yol onu alıp, öyle uzağa götürmüştü ki yolculuğunda içini döktüğü günlüğü olmasa sırlarını bende bilemeyecektim. en büyük korkusu aştan ve adaletsizliktendi, ekmeği bölüşemeyen bu vahşi canlı türü aslında aşkı da bölüşmeyi çoktan unutmuştu. gökyüzü hep uzak taşlar hep suskundu. -ki yüzlerde öyle
...
yol sona ersin bir şey olsun ölüm mesela ya da ne bileyim bir deniz çıksın karşısına ve iskelede kalkmaya hazır bir gemi olsun istiyordu ya istedikleri hem yanı başında hem çok uzaktaydı tıpkı her seferinde ilk öpüşmesini anımsadığı gibi çok uzakta.

....
apansız gün doğuveriyor sonra gene gece oluyordu günler uzun ve acı dolu geceler kısa ve sessizdi gecelerin konuğu yıldızlarsa bildikleri kadar pırıltılıydılar tanrı yok ve hiç olmadı diyordu kuzeydeki parlak yıldız güneydeki adaletin ve aşkın da olmadığını söylüyordu bir tek doğudan doğacak o büyük yıldız ışığa inanmayı vaaz ediyor ve acıyı yayıyordu dört bir yana
...
yol bitmiyor, uzadıkça uzuyordu hayat iyi şeylerin günlüğünü tutmay…

KEÇİ ÇOBANI

Resim
Öğlen güneşi bir bıçağın yüzünde ışıldar gibi parlıyor,gökyüzü yangından geriye kalan kül grisi yüzüyle herşeyin üzerini örtüyordu. Bütün keçiler kaynağın başında toplanmış kana kana su içiyorlardı.Küçük kız da keçiler gibi eğilmiş dudaklarını suya değdirerek su içiyordu,yeşil gözleri suda dört yapraklı bir gonca gibiydi.

Parmaklarıyla keçileri saymaya başladı.Serçe parmağını tuttuğunda gözleri Mercan adlı kırmızı ve siyah benekli yavru keçiye bakıyordu,iki Zeytin,üç Kıdıman,dört Gökkeçi,beş Aykızı,altı Teke...Hepsi tamamdı,günün bu saatleri iri meşe ağacının gölgesi uyku zamanıydı keçiler için.

Mercan yere uzanmış Zeytin`de onun boynuna koymuştu başını, hemen ortalarında Kıdıman bir küme halinde uyuyorlardı,diğerleri de ayrı ayrı ama birbirlerine yakın uyuyorlardı, sadece Teke bu keçilerin biraz daha uzağında ama onlara bakarak uyuyordu.Küçük kız azık için getirdiği lavaş ekmeğinin arasına tulum peynirini kınalı elleri ile usulca döküyor maharetle dürümünü hazırlıyordu,gözleri Mercan v…

güne dair

bazen susmak istiyorum
yağmurun yağışı gibi susarak doyurmak içimdeki çorak toprağı
kimi kısacık şiirler beni alıp götürür çölde bir vahaya
işte bu şiirler susmak gibidirler

öyle kötü zamanlardan geçiyor ki insan hayatı
savaşın ve kanın kutsallığıyla
talan ediliyor içimizdeki tüm vahalar
barışın ve aşkın cömert topraklarında bir karanfil acısıyla da olsa
gene de ben o kısa şiirlere inancımı koruyorum

dün gece düşümde bir kuyruklu yıldızın peşi sıra dolandım durdum karanlıkları...


tk