Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

"sahtelik içinde doğru yaşam olamaz"

Resim
pencerenin buğulu camını elimle silince dışarıda lapa lapa usul usul yağan karın büyülü kuyusuna düşüyor gözlerim, çam ağaçları,kaldırımlar, kiremit çatılar, pencerenin pervazında ki saksı, her yer karla kaplı. yoldan geren arabaların farlarıyla ışıldayan kar taneleri tıpkı kelebekler gibi uçuşmakta. pencerenin buğusuna adını yazmak geliyor aklıma,seni düşünüyorum oysa sen hiç olmadın, benim yarattığım bir uzaktın yalnızca. tıpkı şu an yazdığım nostaljik karlı bir kış gecesi manzarası gibi... oysa bilirsin küresel ısınma, savaşlar, kapitalist dünyanın kar hırsı her şey gibi doğayı da katletti, ve şehirlerde yaşayan insan sürüsü artık kar yağışından korkar oldu. pencereyi açıp, bi sigara yakıyorum,içeri hücum eden soğukta gene de insana can veren bir sır saklı. kısaca nolursa olsun doğayla canlanıyoruz gene.

bu sabah uyandığımda ilk kez yalnız olduğumu duyumsadım, artık benim yarattığım sende yoktu yanımda, biliyorsun altın olsa insan pas tutar yalnızlıktan...

aynaların öte yüzüne geç…

tutunamayanlar

Resim
bazen kurduğun bütün ilişkiler kayar gider elinden,neydersen et bir daha asla tutamazsın ucunu ipin, herşeyden geriye bir boşluk kalır.sen susmak, uzaklaşmak, zamana sığınmak istersin ama suskunlukta dindirmez sızıyı, boşluk hep kalır. işte bu yüzdendir ki; bu zaman en çok tutunma hissiyle yeniler insanı,birine tutunmak, onla yenilemek için katlanırız çileye(çile yaşamdır)

aşk; o olabilmekle başlar önce, yani sen o olursun, o sen. ikinizden doğmuş bu yeni yaratık aşkın çocukluğudur ve büyütülmesi gerekir.aşkı büyütmek, aşkı yaratmaktan çok daha zordur. aşkı beslemek için gerekli olan bütün duygularda aşk gibi senin onunla yaratman gereken duygulardır.sevgi, güven, umut....emek

bu kapitalist sömürü çağı emeği, maneviyatı,dostluğu nasıl sömürüyorsa aşkıda öyle sömürür, ki bu yüzden bu çağda insanın aradığı aşkı bulabilmesi pek mümkün olmaz. işte bu yüzden bir çoğumuz birbirine tutunamayan bu kalabalıkların arasında delice yaşar, akıllı olduğumuzu sanırız....

yalansız yaşayıp, birine tu…

GEL

kalbimizde uğulduyor fırtına gemici düğümüyle bağlanmışız zamana
gel uzak yanıma çırılçıplak soluğunun sesiyle uyut beni
tk

BİZİM CENNET

Bir kibrit kutusundaki
çöp kadar bile aydınlık saçabilmek için dünyaya;
her parçasıyla bu dünyaya ait olmalı insan.

bir yanı alev alev yanarken özgürlük için
diğer yanı kavrulmalı aşk ile
işte anca böyle gidilir cennete...

tk

imagine

Resim
öte kıyıda martılar
kanatları gümüş beyazına boyalı
ümitlerin kumdan kalelerinde
yürekleri hep yalın ayak çocuklar tk

Sana dair

Resim
uzun zamandır yoksun
uzun zamandır örtmüyor üzerimi ay ışığın
 yine de özleminden azar azar biriktirdim;
içimdeki şu masmavi denizi...
tk

böyledir işte bu aşk dedikleri.

Resim
bazen içimdeki mum sönsün yani ip kopsun, yani karanlığın kapısı açılsın yani sana çok uzak olayım istiyorum ama olmuyor...


bazen de üç adımlık yol çok uzak oluyor gene de git konuş diyor içimdeki mavi ses gidemiyor, susuyorum böyledir işte bu aşk dedikleri...


tk
Resim
bilsen ne kadar ağır bu kederli İstanbul akşamının yorgun ve karanlık gövdesi
oysa yalnızca kuşlar bilirdi seni ne kadar sevdiğimi
ah çıkınını gece düşleriyle dolduran tutsak bak gene renklerin fırçasını eline almış zaman...
tk

ah bu zalim dünya

dışarda pırıl pırıl bir nisan güneşi parıldıyor, işten gelmişim. gece çalışmak yoruyor insanı, ama çalışmaktan daha çok insanların basit oluşu yormuştur beni. bir sanatçı türkiye'de sanattan geçimini sağlayamıyorsa ne yapar? bu sorunun cevabı çok uzun tıpkı bir kadına neden aşk beslediğinin cevabı gibi. ah keşke bende o basit insanlar gibi mi olsaydımla bitecek yol ama bitmiyor işte. her şey çok uzakta, yazdan kalma bir gün aslında huzur dene şey, gelip geçici. ve böyle bir yalnızlığın ortasında sen çıkıyorsun karşıma, senle konuşmayı özlüyorum. arasam, arayamıyorum belkide bi hayalin kurgususun içimde, hem  bu saatte uyuyorsundur, seni uykundan uyandırmaya kıyamam.

çocuklar oynaşıyor parkta, henüz okula gitmeyen veletler bunlar, küçüçük şeyler yetiyor gülümsemelerine. bir an gene büyük bir umut doluyor içime, yaşamak ne güzel şey diyorum kendi kendime. her şeye rağmen galiba en çok sevdiğim ay bu nisan, ne güzel yakışır taşıyabilen kadına bu isim değil mi?

bukağısı paslı bi gülüş…

yapayalnız

Resim
dönenip toplaşıyor kuşlar dans ediyorlar maviyle sanırsın göklerde miting var oysa aşağıda sen yapayalnızsın ben yapayalnız...
tk

beklemek üzerine

evet biz bir kaç kişi seni orada bekliyor olacağız ben, çınar, deniz ve bir de nisan güneşi derdimiz tasamız yalnız sen olacaksın çınar zamanın ne kadar uzun olduğundan bahsedecek deniz - ah sen benden de maviymişsin a çocuk- diyecek güneş sarı sıcak elleriyle sımsıcak dokunacak yüreğine bense susup; ne kadar şanslıymışsım meğersem diyeceğim kendi kendime evet biz bir kaç kişi seni orada bekliyor olacağız ben, çınar, deniz ve bir de nisan güneşi
(ama sen gelmeyeceksin) temel kurt/ 11 nisan

cavbella

Resim
Günün birinde üzüntüm geçince (üzüntüler günün birinde mutlaka geçer), seni tanımış olduğuma sevineceğim. Rüzgarda salınan sapsarı buğday başaklarını ne vakit görsem senin sapsarı saçların gelicek aklıma ve ben o zaman gene seni çok özleyeceğim. Ben seni özledikçe penceremi açıp, giderken gökyüzüne astığın o çıngıraklara bakacağım, ve çıngıraklar sallandıkça, ben seni bir zamanlar ne kadar sevdiğimi hatırlayıp mutlulukla gülümseyeceğim.     Evet “Çölü güzel kılan, bir yerinde bir kuyu saklıyor olması”, senin çöl kuyularına benzeyen yüreğini asla unutmadım, ama bu dünyaya gelişimin yıldönümü yaklaştı ve gitmeliyim, çünkü alışamadım ben buralara, benim hiç bilmediğim, daha önce hiç kullanmadığım para denen birşey var sizin buralarda ve siz onun herşeyi satın almaya yettiğini sanıyorsunuz, oysaki para çok şeyi mahfeder yanlızca....    Gideceğim yer çok uzak olduğundan gövdemi burada bırakabilirim ama sen genede bilki ben o çok uzak mavi yıldızımdayım     Cavbella.

erik çiçekleri

her yerden fışkırıyorlar gene beyazın bin bir tonunda, ne de çok benziyorlar senin gülüşüne. dilinin peltekliği geliyor aklıma, bir de hep çocuk olduğun. küçük prense tilkinin verdiği sırrı anımsıyorum, evet bazı şeyler ancak kalp gözüyle görülürler diyorum fısıltıyla kendi kendime.

Sana dair

Resim
bir masalda kaybolmuş
sihirli sözcükleri de unutmuştum.
dört bir yanımı cadılar sarmış
yapayanlız, kedere batmıştım
gene de yapraklarımı yeşile
denizimi maviye boyayan
suskun bir peri vardı içimde...
tk

...

gün batıyor
akşam güneşi kızıla boyuyor gökyüzünü
birazdan deniz de uyuyacak
yitirecek maviliğini
o vakit bir ozanın dizeleri gibi sonsuzluğa kazınacak anlam.

sonra zamanın yelkovanını arayan güzel çocuklar
arayacağız suskunluğun diliyle yitirdiklerimizi
ama döneceğimiz bu şehir bir daha asla bizi tanımayacak... tk