Kayıtlar

Eylül, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KAPKARANLIK

Boktan bir gündü. Kapkaranlık. Oysa bugün iyi olacak diye ummuştu. Rutubetlenmiş kibrit de ne ettiyse bir türlü yanmak bilmedi. Bir sigara içse, biraz kendine gelir, kafası açılır, sıkıntısı dağılırdı. Olmadı yakamadı. Başladı tırnaklarını yemeğe. Böylece biraz oyalandı, sıkıntısı dağılır gibi oldu. Serçe parmağını kanatınca emmeğe başladı, kanı tatlıydı. Boktan bir gündü. Kapkaranlık… Dışarda gök gürlemeye başlamış oluk oluk yağan yağmurun penceredeki tıpırtısı iyice bunaltmıştı. Bunlar yetmezmiş gibi bir de midesinin guruldadığını hissetmeye başlamıştı. Ev tamtakırdı. Mutfağın altını üstüne getirse de bula bula bir tarafı çürümeye yüz tutmuş bir domatesle, bayatlamış bir parça ekmek bulabildi. Taşlaşmış ekmek dilimini ağzına atıp çiğnedikçe biraz rahatlar gibi oldu. Serçe parmağında kan pıhtılaşmıştı. Can sıkıntısı, açlık, yağmurun karanlığı, uzandı kanepeye. Sararmış tavanda badananın yutan boşluğu da ayrı bir can sıkıntısıydı. Boktan bir gündü. Kapkaranlık… Yerde üst köşesi kald…