Kayıtlar

Ekim, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MAVİ MASAL

Sonbahar penceremde yağmurun şarkılarını mırıldanırken ben avuçlarımda bir mumun yandığını hissediyor, nefes bile almıyordum. Ama yine de sönüyordu mum. Mum sönünce gidip uyuyor ve gene o mucizeler dükkânının kapısında buluyordum kendimi. Yaşlı masal satıcısı beni artık tanıdığından umutsuzca gülümsüyor, artık ezberlediğim sözlerini yineliyordu; senin aradığın masalları artık hiç kimsecikler yazmıyor evlat diyordu. Ben gene o geceyi o mucizeler dükkânında sabahlayarak geçiriyor, sonra da uyanıp umutsuzca gene çileli hayatıma dönüyordum. Oysa yaşamak ağır bir yük gibi sırtımda taşıdığım çileye dönüşmeden önce geceleri hiç sevmez o dükkânın varlığından habersiz küçük mutluluklarımla tıpkı bir yorga atı gibi dolu dizgin ömrümün yılkısında tozu dumana katıp koştururdum. Evet o zamanlarda da zulmün kaplanları eline geçirdikleri her bir şeycikleri parçalar, insanları korkuturlardı ama zor da olsa birkaç yürek bir araya gelip adaletin kaplanı oldun mu hesap değişir bütün acılar unutulur hiçb…

ölümsüz acı

eğer bir kez olsun ölmeyi başarabilseydim
doğardım ikinci kez seninle birlikte
çünkü sayılar sonsuza doğru nasıl bilinmez oluyorlarsa
yaşarken de ben öyleyim
yaşamaksa bu...

t.k

ANLAR ÜZERİNE...

Aralıksız yağan sonbahar yağmurunun tıpırtısına vermişim kulağımı. Elim yavaşça üzerinde katran karası bir akciğer fotoğrafının basılı olduğu sigara paketine uzanıyor. Kibritin şavkıyla aydınlanıyor odanın karanlığı. İlk nefeste sigara içmenin kötülüğü ikincisinde keyfi geliyor aklıma da bir türlü bu zevkimden vazgeçmeye kıyamıyorum. Yaramaz Duman minderinin üzerinde mışıl mışıl uyumakta, bendeyse bugün yine başka bi haller var. Biraz şiir okuyup sonra da uyumaya çalışmak geliyor aklıma. Okuma lambasını yakıp, kütüphanemin raflarından rastgele bir şiir kitabını alıyorum. Şans bu ya "kötülük çiçekleri" çıkıyor bahtıma. Daha da kötü oluyorum. niyeyse bir kadeh rakıyı yuvarlayasım geliyor aklıma. Tek başına da içilmez ki bu meret. Ayak parmaklarım üzerinde mutfağa gidip tabakta bi dilim peynirle dönüveriyorum odama. Suyla buluşunca aslan sütü oluyor gene kadehteki rakı. Ağzımda anason kokusu, yüreğimde derin bi sızı. Hesapsızca büyüyor kederim. Nerden geliyorsa aklıma eski günl…

sevdiklerim

soru

Ah bu tuz yığını mavilik
bak fırtına biriktiriyor gene kuzeyde
yalnızlığın ağacı hüzün alacası
kibritimde bitmiş
hay aksi
söyle neden öldürmüştü ihtiyar denizci albatrosu?

t.k

UZAK

(yazdığım bir romandan rasgele bölümleri ara ara böyle yayınlıyorum işte. sevgiyle )

(uzak/sayfa 76-85) ...........

Yapayalnızdı işte. Ne yapsın, ne etsindi, bilemiyor, sonrasını getiremiyordu. Yaşamın kıyısında içinden çıkılmaz bir vurdumduymazlığa koyuvermişti kendini. Günler günleri kovalıyor, geriye dönüp baktığında her şey orada, o lanet olasıca anda düğümlenip kalıyordu. Yitirdiklerini özlüyor, bu acısıyla vahasını özleyen bir çöl gibi seraplarda yaşıyordu. Oysa dışarıda hayat olanca coşkunluğuyla yaşanıyor, suların mavi yüzünde çanlar bir türlü susmak bilmiyor, kırlangıçlar şehri yavaş yavaş terk ediyor, güller yeniden açmak için soluyor, kardeşleri okul kitaplarını ciltliyor, annesi gurbetteki babasının yolunu gözlüyordu. İçinin bu amansız hastalığı demiri çürüten nem gibi çürütmekteydi onu. Denizin mavi yüzündeki anafor yarası gibi onu girdaplara sürükleyen, dört bir yanını kuşatan, hiç iyileşmeyen bir söz yarasıydı yalnızlık… Geriye dönüp içinin aynalarına baktıkça orada yüzü…

ateş ile duman

Resim
duman'la tanışıklığımız yeni velakin dostluğumuz uzun sürecek gibi. biraz yaramaz fakat çok sevimli süt içmeye bayılıyor henüz kitap okuyamıyor çünkü o daha çooook küçük :)