31 Ağustos 2009

MARTI KUYUSU




Biliyor musun kimi bu kasabanın kirli sahillerinde dolaşıyorum, beni bu kıyılara getiren birikmişlikleriminse neler olduğunu anla artık. Öyle zamanlar oluyor ki her şeyden uzak kalmak istiyor insan, kendinden bile. Ama ne yaparsak yapalım kendimizi bir kandil gibi hep yanık tutmalıyız. Söndün mü her şey anlamını yitiriyor çünkü.

Bir şairi beğenip beğenmemek boş şey, onun dizelerine gömülmek, onun dizelerinde soluk almak güzel olan. Hasretinden prangalar eskitmek, nisan yağmurlarında arınmak, ay günlüğünü tutmak nedenini bilemeden.

Gel hadi seninle rakı içelim, daha anne olmamış, okulunu henüz bitirmemiş ol. Bir martıya rastlayınca bir cümleye takıl kal günlerce. Dünyayı kurtaran bir cümleye… Biliyor musun her şey bir cümleye takılıp kalmakla başlıyor, sonra yaşlanıyor o cümlede senin gibi. Öyle anlamsız bir kuşkuya dönüşüyor ki hayat, öyle ortalarda bir başına kalakalıyorsun

Her zaman bir kuyu kazıyor yaşadıkları insanın içinde de günün birinde bir elin arkadan itelediğine tanık oluyorsun seni o kuyuya. İnandıklarından başka hiç bir servetin olmadığını anlayınca, şiir denen o bilinmez denklemde kaybettiğin o sözcüğü aramaya başlıyorsun yine.

Oysa bulduğun hiç bir şey o dizeye benzemiyor artık, yalnızca sessiz bir yeşillik dokuyor ırmaklar…


ateşinsesi

6 yorum:

Nily dedi ki...

hayat anlamsız bir kuşkuya dönüştüğünde ve o kuyuya doğru sürüklendiğini hissettiğinde doğum sancısı çekiyorsun aslında.. biliyor musun insan kendine gebe kalabiliyor şair.. doğurabilirse ne ala, doğuramazsa muamma..

Dene(MeL)er dedi ki...

Martı olmak güzeldir..ama bir o kadar da zor..uçmak isteğiyle yanıp tutuşurken her gün, ne bileyim sahillere vurmak kendini..sonra kumlarda bırakmak isterken ayak izlerini, hiç bir yere kıpırdayamadığında..gerçekten zordur.

Bir martı kalbi taşımak yoruyor insanı.

:)

ELİF..den dedi ki...

Sahillere vurup kendimi,ayak izlerimi seyrediyorum usulca,her attıgım ayak izini unutuveriyorum.
Boşluklar dolduruyor içimi,her boşlukta aslında sen varsında ben mi göremiyorum...

cache dedi ki...

Biliyor musun her şey bir cümleye takılıp kalmakla başlıyor, sonra yaşlanıyor o cümlede senin gibi.

bütün cümleler yaşlanır (mı) ?
küçüülp küçülüp anne rahmine geri dönmek arzusu.. Hayalden öte saçmalık mı? bütün yaşam gibi..

7.oda dedi ki...

ve yeni kuyulara düşmek üzere bıkmadan usanmadan yine yukarıya çıkmaya çalışıyorsun..
görmek için martıları..
görmek için parçalı bulutları..
hissetmek için yağmuru..
hissetmek için rüzgarı..
ve nihayetinde yine bir el görüp buluyor seni.. itmek için..
daha az yanıyor canın..
her kuyu daha da az yakıyor canını..
çünkü karanlık da soğuk da işlemiyor artık senin yeşil bedenine..

Hamiyet dedi ki...

öyle ortalarda
kalıveriyor insan
öyle durgun
öyle suskun
öyle boş
ve hayat
martının maviliklerini çalan
bir kurşun kadar nahoş

sonra şiire tutunuyor insan
hiç durmadan arıyor
her kelimenin altına bakıyor
her cümleyi kurcalıyor

amaç bulmak
amaç tutunmak
aslında amacını
unutturuyor zaman
bundan sonrası
sadece bir kesit
koca bir muammadan

elde var
suskun aynaların yası
elde var
kayıp akşamların anısı
elde var
yüreğin derin yarası

Yazınızı okuduğumda ilk yüreğimden akan cümleler bunlar oldu.

Keşke hayatı anlayabilseydik.

Hayatın sizi üzmediği yanında, mutlu kalın...

Yeni adresim

ara ara aşağıdaki adresimde yazacağım https://atesinsesi.wordpress.com/ /