1 Aralık 2009

şiire dair

Alacakaranlık kuşağının dipsiz korkulayla kuşatılmış günlerim bir hayulanın gölgesi gibi dört bir yanımı sarmakta -ki insanın özgürlüğü düşlemesi hep bir kabustur zaten, insanın kendi kalbini yediği bir kabus- ve yorgun bedenim artık yeter diye haykırmakta tıpkı ayarı bozuk bir saat kulesinin çanı gibi... biliyor musun biz şairlerin yazma uğraşı da ayarı bozuk bu saat kulesinde zamanı ayarlamaktan öte bir şey değil. ayarı bozuk bir zamana ayar vermek ne soylu bir söyleyiş değil mi? aklımın derinliğine salıverdiğim ve orada bulmayı umduğum her şey bir hiç olarak karşıma çıktığında bu büyük söylemin baştan çıkaran çılgınlığına katlanmak ölümün ta kendisi olsa gerek. her ölüm geride bıraktığı yaşanmışlıkların toplamına bilirkişi edasıyla sağlama yapmak ve o sağlamanın uysal dizginlenmiş hatıralarıyla yüzleşmek istese de bu benim gibiler
-senin gibiler- için pek mümkün değil. bu mümkün olmama hali karmaşık hayat denkleminin, cisimsiz bir varlık tarafından -ki buna kendi kalbini yiyen aşk derler- alt üst edilmesinden öte bir durumda değil aslında.

son söz şu ki; alaca karanlık kuşağındaki cisimsiz korkuların hapsettiği ruhun sığındığı o yazı odasında birikenlerden öte bir şey değil işte şiir. ve de mirası asla pay edilemeyen bir büyük gömü (dizeler)

t.kurt

1 yorum:

PARPALİ/Zuga dedi ki...

"..........
son söz şu ki; alaca karanlık kuşağındaki cisimsiz korkuların hapsettiği ruhun sığındığı o yazı odasında birikenlerden öte bir şey değil işte şiir. ve de mirası asla pay edilemeyen bir büyük gömü (dizeler)"

*Şair şiir diye sadece korkularını mı yazar?
*Sadece ruhunu sığındırdığı türlü yerlerde birikenler midir şiir?
İçimde bir şiir.. Safran sarısı da olsa mühürlü her dizesi.. Şiirya en sonunda.. Korkulara inat, yasaklara inat bir şiir bu çığlık çığlığa..

Yer bu yer, zaman bu zaman... Yüreğin yansımış her sözcüğe..
Saygıyla PARPALİ/Zuga

Yeni adresim

ara ara aşağıdaki adresimde yazacağım https://atesinsesi.wordpress.com/ /