ŞİİR ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM


Şiirin doğası bayramın doğasına benzer, ki o da takvimde bir tarih olmanın yanında, zaman diziminde bir kırılma ve dün ya da yarın olmaksızın sürekli olarak geri dönen bir şimdiye saldırır. Her şiir bir bayramdır, mutlak zamanın bir tortusu.

İnsanlarla tarih arasındaki ilişki bir kölelik ve bağımlılık ilişkisidir. Çünkü eğer bir kez tarihin baş kişileriysek, aynı zamanda onun hammaddesi ve kurbanlarıyızdır da; o bizim pahamıza gerçekleşebilir. Şiir bu ilişkiyi köktenci biçimde değiştirir; şiir ancak tarihin pahasına gerçekleştirilebilir. Bütün ürünleri – kahraman, katil, aşık, alegori, yazıt parçaları, nakarat, yemin; oynayan çocukların dudaklarındaki istençsiz çığlık, suçlu bulunan zanlı, ilk kez sevişen bir kız, rüzgarda dünyaya gelen bir cümlecik, bir parça ağlayış- bütün bunlar eskimiş sözler, yeni kullanılmaya başlamış sözler ve alıntılarla birlikte, kendilerini hiçbir zaman ölüme ya da duvara çalınmaya bırakmayacaklardır. En sona ulaşmaya ve en üstün olana varmaya eğitimlidirler.Kendilerini kurtaracak ve kendilerini kendileri kılacak şiiri beklerler. Tarih olmadan şiir olamaz ama şiirin biricik görevi de tarihi dönüştürmekten başka bir şey değildir. Onun içindir ki gerçek devrimci şiir vahiy gibi olan şiirdir.

Böyle bir şiiri yaratmaya uğraşan şair ise şiirlerinin tatlı saltanatıyla yaşayan kişi değil, paraya önem vermeyen, ödül arzusu duymadan, olanca bireyselliği ve kişisel çabasıyla burjuvaziye ve tüm bürokratik geleneklere karşı mücadele eden kişidir.

Dil şiirin büyüsü; şairin yurdudur.

Yorumlar

Elif Gizem dedi ki…
"devrimci şiir vahiy gibi olan şiirdir." bu söz işte... en çok takıldığım, sevip kaldığım yer oldu bu yazıda...

Bu blogdaki popüler yayınlar

geçmiş zaman hikayeleri

BARBAR