15 Ekim 2013

sarı mum




      sarı,kırmızı ve beyaz üç mum yanıyordu aklının şamdanında. hangisini söndürürse onun karanlığından öteye geçiyor, ötede arıyordu bulmak istediklerini. sarıyı söndürmek istiyorum, diye mırıldandı.üfledi ve karanlığın kapısını açıverdi. Kafka'nın dediği gibi; hayat gergin bir ipti önünde uzayan, bu dünyada cambazlık etmezsen, düş-tüğündü gerçek olan. bu sözler nereden gelmişti aklına şimdi, tam da karanlığın sol elini tutarken.sarı mum onun nere götürecekti acaba? Hasan Sabbah'ın kalesine mi, yoksa Kızkulesi'ne mi hapsedecekti? bir mavi kıyıda uyansaydı keşke...Orhan Veli'nin lağımcısının düşü gibi insancıldı sarı mumdan istediği? kırmızıyı mı seçseydi yoksam, beyazı seçmeyi niye düşünmemişti hiç?

     sarı mumun çıldırtan karanlığından öteye açılan kapıdan geçince bir günlük ömrü olan mavi bir kelebek oluvermişti. Bir günlük mutluluktu dönüştüğü şey,uçmak uçmak uçmak tek yapması gereken buydu.çiçekten çiçeğe, renkten renge uçmak… uçtu, uçtu,uçtu, her şey kanatlarının altında yitene kadar uçtu.aşağıda şehir, uğultulu bir kabus gibi öğütüyordu hayatı. ağlayan çocuklar,kışlalarda çatılmış tüfekler,sömürülen emek,saraylardaki bolluk; kulübelerdeki kıtlık,mezbahalarda derisi yüzülen hayvanlar, kuruyan nehirler, yanan ormanlar, gün be gün kalabalıklaşan acı. uçuyordu mavi kelebek ama artık minik mavi kanatları yetmiyordu hiçbir şeyin üzerini örtmeye, şimdi ne yapmalıydı? yanlış hayat nasıl doğru yaşanacaktı? o an Dorian Grey'in yaşlanmış hali gibi duyumsadı kendini. Yusuf'u kuyudan kurtaran kervan, Yusuf'u daha büyük bir kuyuya terk etmişti sanki. Güzellik ve aşk baş aşağı sarkmış, sarı mumun aydınlığı karanlıktan bile beter bir arafa taşımıştı yüreğini. O evrensel ezgiyi duymak istiyor ama sessizliğin girdabında dolanıp duruyordu. Kırmızıyı seçmeliydim belkide, dedi mırlanarak. NİÇİN seçmişti bu çılgın ve deli sarıyı………?geride ne bıraktığını anımsamaya çalışıyor AMA hiçbir şey hatırlamıyordu. düşünmemeli sadece sadece uçmalıyım, enikonu yirmi dört saat daha yaşayacağım zaten, diye fısıldadı kendine.lanet dünyanın göklerinde uçtu uçtu uçtu….

     şairlerin sözünü ettiği aşk neredeydi acep, neredeydi huzur, neredeydi barış? ah neden birikmişti kanatlarının altında bunca bela?içinde bir yerde vergilius'un öldüğünü hissetti, cesaretle ve aşkla kurulan dünyalar çoook uzağındaydı artık. şu kısacık hayatında can ipini çekip koparmayı geçirdi aklından, ama yapamadı. çünkü gene de içini eşeleyen, adsız, titrek bir umut vardı uzakta bir yerde. orayı bulana kadar uçmalı uçmalı uçmalıydı. ne de olsa sonsuza dek dinleneceği, ölüm adlı bir uykusu vardı onu bekleyen.


     
tk

3 yorum:

deeptone dedi ki...

hımmm bissürü simge metafor gönderme var. ah bizi biz yapan seçimlerimiz.
:)

"ELİF" dedi ki...

Çok güzel şiir yazıyorsun ama denemede çok güzel olmuş.
sevgiyle

Adsız dedi ki...

olum adli uyku bir vazgecis midir? belki sari mumu secmesi gerekiyordu, belki aynanin onur tarafina bu sekilde gecti. belki de hepimiz zaten uykudayizdir. o ayri bir uyanikliktadir. ben de olsam sari mumu secerdim. insan once karanligindan baslamali aydinlanmaya..

Yeni adresim

ara ara aşağıdaki adresimde yazacağım https://atesinsesi.wordpress.com/ /