18 Kasım 2014

KALAN







Epey epey zaman önceydi,ilk gençlik yıllarımdı,ona minibüs durağında rastlamıştım.Kar yağıyordu, bembeyazdı ortalık. Nereden geliyordum, nereye gidiyordum hiç anımsamıyorum ama onun yüzündeki o masumiyeti hep anımsarım.Susup kalmıştım.Yıllarca aklıma kazınacak,hep anımsayacağım, bana güç verecek mavi bir anlamdı o yüz,suskun ve mavi. Artık her sabah o durakta sessizce onu bekliyordum.Evimiz o durağa epeyce uzaktı ama ben onun durağına yürümeyi seviyordum.Yüzü denize düşen bir yakamoz gibiydi.şiir okumayı sırf ona güzel şeyler söyleyebilmek için sıklaştırmıştım. Yeniden yazmaya başlamamda bu döneme rastlar. Her gece başımı yastığa koyunca o gelirdi aklıma ve şiirler mırıldanırdım,incecik bir derenin kıvrım kıvrım akışı gibiydi bakışları.Kış boyu aynı durakta minibüs beklemiş, gelmediği günler endişelenmiş, aklımdan kırk bin türlü tanışma faslı geçirmiştim. Zamanla aynı durağın yolcusu olmanın getirdiği yakınlıkla, yüzlerimiz birbirine aşina olmuş, başka ortamlarda rastlaştığımızda birbirimize baş selamı vermeye başlamıştık. şimdi bile tuhaf geliyor ama onca tanışma senaryosu yazan aklım bu tesadüfi yakınlığa mağlup olmuştu işte. velhasıl bahar gelmiş,kiraz çiçekleri pembe pembe gülümsemeye başlamıştı. Annesinin evinin boyanması gerektiğini, iyi bir boyacı aradıklarını söylemişti.Azcık elimden gelirdi,tabi ki ben boyadım evlerini ama ücret istemek çok ağır geldi.Az bir şey aldımdı galiba, şimdiki zaman anımsamıyorum.Adını öğrenmiştim ama ben ona Mavi diyordum, anlatılması zor,çok başka bir yakınlıktı aramızdaki. Bana boya işleri bile çıkarıyor, aklınca iyilik yapıyordu. Bende sırf o masum yüz bana iylik yapsın diye,bütün işleri bedava sayılacak paralara yapıyordum. Cep telefonlarının ilk çıktığı zamanlardı,bayramlar falan tez tez gelsin de ona kutlama mesaj atayım,belki yemeğe falan çıkmamıza vesile olur diye düşündüğümü hatırlarım hep. Sonra çalıştığı iş yerine servisle gitmeye başladı,bazen beni durakta görüp eliyle işaret ederdi "gel gel yer var" derdi. Binerdim, Aklıma ne gelirse anlatırdım sabah sabah da bir tüm bunları onun için yaptığımı, çoğu zaman işe bile gitmediğimi, onun için bu durağa geldiğimi bir türlü söyleyemezdim.Yaz da bitiyordu, artık havalardan mı nedir ona içimi açmaya karar vermiştim ama o gene benden hızlı davrandı ve nişanlandığını söyledi. Susup kalmıştım. Zamanın dışında bir yerdeydim o an, kalbimin kuytusunda o solgun mine çiçekleri susup kalmıştım.Kalbimin öte ucundaki fenere gitmek bu şehri terketmekten başka hiç bir şey düşünemez oldum. İzmir Çeşme'ye kardeşimin yanına gittim. Epey bir zaman kaldım oralarda,depremde döndüğümde tesadüfen çarşıda rastlaştık onunla, şipşirin bir kızı vardı. Bildik bir ev hanımı olmuştu, eşi de bildik bir ev adamıydı. Fakat yüzünde artık o masumiyet yoktu, silinmişti...Ama ondan bana kalan her neyse hiç silinmedi kalbimden.



Geçenlerde bir kısa film çekmeye karar verdim, onun, mavinin öyküsü, kalbimin penceresindeki o çiçekli bahçe geldi aklıma. Beni o karda kışta o durağa götüren duyguyu film yapmayı düşündüm. Zor şey bu işler biliyorum ama bir borç bu, ayaklarıma borcu var kalbimin :)


tk

8 yorum:

Yağmur Sayaner dedi ki...

“Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?” bu şiir geliverdi aklıma yazıyı okuyunca..

Hamiyet Akan dedi ki...

http://m.youtube.com/watch?v=bk94I6QQ5SE Ne denir ki Ateş, aşk sanırım imkansızlığın diğer adı. Ben zırlayıp burayı sel basmadan kaçayım.

atesinsesi dedi ki...

Kuşlar gökyüzünde toplaşıyor/ya şu kavakların derdi ne ola/işitiyor musun çaldıkları ıslığı:)

atesinsesi dedi ki...

Neler birikiyor heybede değil mi/zaman kararır gümüş gibi bi de

Hamiyet Akan dedi ki...

"özgür bir kuş
atlar sırtına rüzgârın
ve akıntının bittiği yere dek
süzülür üzerinden akarsuyun
kanatlarını batırır
günün turuncu ışıklarına
ve cüret edip söyler
gökyüzünün sahibi olduğunu
oysa dar kafesinde yürüyen bir kuş
göremez ne yazık ki
öfkeden parmaklıkların ötesindekini
kanatları yolunmuş ve ayakları bağlı
şarkı söylemek için açar gagasını
kafesteki kuş söyler şarkısını
titrek sesi korkusundan
bilmediklerinin
ve evveldir hasretini çektiklerinin"
Maya Angelou

atesinsesi dedi ki...

İçimizde bir gömü var /bizde kalbimizi kazan definecileriz işte/ah be hamiyet bazen grizum patlaması mı oluyor ne

Hamiyet Akan dedi ki...

Bu hazineyi kurcalarken ortaya çıkan aşk, anılar, özlem bir araya gelip yürek madeninde en ağır patlamayı yaşatıyor Ateş

maviye iz süren dedi ki...

Mavinin öyķüsünü izlemek isterdim :)

Yeni adresim

ara ara aşağıdaki adresimde yazacağım https://atesinsesi.wordpress.com/ /