16 Eylül 2015

KEÇİ ÇOBANI






Öğlen güneşi bir bıçağın yüzünde ışıldar gibi parlıyor,gökyüzü yangından geriye kalan kül grisi yüzüyle herşeyin üzerini örtüyordu. Bütün keçiler kaynağın başında toplanmış kana kana su içiyorlardı.Küçük kız da keçiler gibi eğilmiş dudaklarını suya değdirerek su içiyordu,yeşil gözleri suda dört yapraklı bir gonca gibiydi.

Parmaklarıyla keçileri saymaya başladı.Serçe parmağını tuttuğunda gözleri Mercan adlı kırmızı ve siyah benekli yavru keçiye bakıyordu,iki Zeytin,üç Kıdıman,dört Gökkeçi,beş Aykızı,altı Teke...Hepsi tamamdı,günün bu saatleri iri meşe ağacının gölgesi uyku zamanıydı keçiler için.

Mercan yere uzanmış Zeytin`de onun boynuna koymuştu başını, hemen ortalarında Kıdıman bir küme halinde uyuyorlardı,diğerleri de ayrı ayrı ama birbirlerine yakın uyuyorlardı, sadece Teke bu keçilerin biraz daha uzağında ama onlara bakarak uyuyordu.Küçük kız azık için getirdiği lavaş ekmeğinin arasına tulum peynirini kınalı elleri ile usulca döküyor maharetle dürümünü hazırlıyordu,gözleri Mercan ve Zeytin`in koyun koyuna yatmasına takılmış, bunu çok kıskanmıştı.
"kardeşlik ne güzel bir şey" diye geçirdi içinden.

Suyun sesi ve rüzgarın serin esintisinin meşe yapraklarındaki uğultusu ile oda göz kapaklarını kapattı,bir çıtırtıyla uyandığında bunun ordan geçmekte olan küçük bir kaplumbağa olduğunu farketti, keçilere baktı göz uçuyla sonra yine gözlerini kapattı.Vücudunun toprakta açtığı sıcak çukuruna gömüldü.

Düşünde yemyeşil, geniş kırlarda otlayan keçiler arasında küçük bir kuzu olarak gördü kendini.Keçiler ve kuzu sevinçle oyunlar oynuyorken birden güzel bir yağmur yağmaya başladı, oyunlarına doğa anada katılmıştı.Yağmur damlacıkları önce hepsinin yüzlerine düşüyor sonra onların sevinçle gülen yüzlerindeki tatlılıkla birleşip toprağa akıyordu,her biri bir çiçekte büyüdüğünü görüyordu yüzlerinin,kuzu yüzünü narin bir papatyada görüp hemen tanıdı, bu tatlı düşün içerisinde bir dokunmayla uyandı, gelen annesiydi,yağmura sarılır gibi sarıldı ona

"seni çok seviyorum ana",dedi. Annesine sımsıkı sarılarak.


...


t.kurt


NOT: Annemin çocukluğuna dair anlattığı anılarından derlediğim bu hikaye bu bloğu takip eden tüm barış gönüllülerine hediyemdir.



7 yorum:

cüzzamlı melek dedi ki...

ben barışa diil savaşa inanırım temel, biliyosun.
ama o resim bitirdi beni baştan.
çok hainsin:))

nehiro dedi ki...

Güvercinler hep beraber
güneşi taşıyıp kırmızı ayaklarında
uçabilirler.
Durdurmaz onları demir ve duvar.
Güvercinlerin yumuşak kanatları var.
Ve kanatlar
Şimdi burada,
şimdi damın üzerinde.
İnsanların kanatları yok
İnsanların kanatları yüreklerinde.

Desertwind dedi ki...

Belki de hayati cok bulandirmadan sadece anne yanagina dokunarak yasamakta...O zaman gercekten mutluyuz ve icimiz baris dolu...

hayat türküsü dedi ki...

Karadenizin yaylasında doğmuş bir dede''buralarda insan olacağıma yaylalarda koyun olaydım''demişti.Onu hatırladım.İnsan olmak niye bu kadar yoruyor sanki bizi?
sağlıcakla kal

7.oda dedi ki...

huzur kokan anılar..

yaz-(s)aklan-kaç dedi ki...

Çok güzel, analar hep güzellik ister, barış ister, sevgi ister...guzel anaların güzel çocukları barış ve sevgiyle kalsın hep...

Yazdan Kalan dedi ki...

Ne tatlı ılık bir hikaye...

Yeni adresim

ara ara aşağıdaki adresimde yazacağım https://atesinsesi.wordpress.com/ /