7 Şubat 2009

MAVİ BONCUK





Yaklaşmakta olan yerel seçimlerde esen havayı kokladıkça kimi geceler uyuyamasam da bir şair olarak ya da bütün sıfatlarından kendini arındırmış bir insan olarak dünyanın geleceğine dair endişelerim epey çoğalmakta. Tepeden inmeci bir aldatmacayla bilincimin üzerini örtebilmeyi başarsaydım ki bunu yapamadım belki eskileri tekrar ederek ortama kendimi uydurabilirdim. Ama olmuyor aynı sularda ikinci kez yıkanamıyor insan. Milliyetçilikten ve dinden fazlasıyla referans alan günümüz siyasetinin karanlığından uzakta yeryüzünün savaşlarla yıkanmamış bir parça toprağını aramak… Gece sıcak yatağımızda kıvrılıp uyuduğumuzda o gün yaşadığımız kahrolası tanıklıklar yaşama umudumuzu biterse de insana dair sıcacık bir güvenin tazelediği arayışlara sığınmak. Peki, nedir insana güvenmenin sıcaklığında saklı olan?

İşte zor bir soru. Herkesin bomboş fikirlerini ulu orta söyleyerek itibara alındığı, incir çekirdeğini doldurmayacak fikirlerin gündemi değiştirdiği, kara cahil adamların sözlerinin vecize olarak kabul edildiği, kışkırtıcı sloganların günlük hayatı düzenlediği, milyonlarca dolarlık transfer ücreti alarak gazete köşesi kapanların şirket menfaatlerini günlük siyaset olarak gösterdiği, cehaletin karanlığının aydınlık gelecek olarak sunulduğu, yabancı ülkelerin istihbarat servislerine ajanlık yapanların yazılarıyla ortalığı bulandırdığı, kişisel husumetlerini kusmak için fırsat yakalayanların büyük yazar addedildiği, tek özellikleri topluma ait değerler ile alay etmek ve aşağılamak olanların entelektüel yazar olarak görüldüğü, türlü türlü faşist çetelerin insan ölülerini asit kuyularına attığı cunta rejiminin mirasçısı Türkiye’de zor bir soru bu. Neresinden başlamalı, nasıl bitirmeli sözü şimdi?

Peki, niçin yalan yönetenler tarafından kılıfında saklanamaz oldu artık? Ah kadersiz halkların karakutusunda saklı sırlar. Ah avucumun ayasındaki o uzun yol. Ah umudun karanlık sabrını örtünen analar. Ah çığlığı bir gazyağı lambasının fitilinde ışıyan gelecek güzel günlerimiz.


***

Uzaydan bakınca mavi bir boncuk
Buradan bakınca sınır sınır bölünmüş memleketler
Türkiye, Ermenistan, İran, Asya, Afrika....
Bilmem daha neresi, bilmem daha neresi
O onu istemez, bu bunu
Oysa hepsi hepsi bir mavi boncuk şu dünya dedikleri.

t.kurt

7 yorum:

Uzağa Giden Kadın dedi ki...

oysa gökyüzü herkesin
insanların akıllarına kaçsın mavi
soluk o zaman belki özgürlük olur..

Mehtap P.G dedi ki...

Kadersiz halklarin kara kutularini aramiyor ki kimse..Kazanin nedenini merak eden yok ki artik.. Gunu kurtarmissa kadersiz halk, mutlu bile sayiyor kendini..
Tanistigimiza sevindim..

Su... dedi ki...

Seni kim anlıyor yoldaş?

:)

Adsız dedi ki...

artık hayalini bile kurmakta zorlandığım gelecek günlerimiz için, tepeden inme bir aldatmacayla bilincimi tümden kaybetmeden ben de yıkamak isterdim...


sevgimle kal. çavbella.

hayat türküsü dedi ki...

yine de bir insan ,bir şair olarak sen bu dünyada yaşamanın hakkını veriyorsun ateşböçeği

Elif..den dedi ki...

Bu gök hepimizin senin,benim,onun degil?
Halkımız bir gülüşe hasret...
Kararsız ,somurtan insanlarla dolu hayatta bir gülüşe gönül verebılıyor..
Kanıyoruz kandırılıyoruz......

nehiro dedi ki...

Bir mavi boncuk dünya dediklerinde ise bizler birer küçük kırmızı uç, uç böceği...
sevgili temel...
Bu söylenen yalanların, bomboş fikirlerin, kara cahil insanların projelerinin, kışkırtıcı sloganların tam ortasında birisi olarak söylediğin şeylere katılmamak mümkünmü...
gelecek günlerimiz için tüm uç, uç böcekleri toplanıp uçarak yangın çıkarabilirmiyiz bilmiyorum ama kırmızı beneklerimde hayal etmek istiyorum...
sevgiler...

Yeni adresim

ara ara aşağıdaki adresimde yazacağım https://atesinsesi.wordpress.com/ /