karalamalar

iki gündür midem ağrıyor, korkuyorumda doktora gitmekten, iki bira içtikten sonra başladı bu ağrılar sanki bana artık içmeyide yasaklayacaklarmış gibi bir ses duyuyorum içimde. dayanamam buna, zaten ne yapıyorumki.

geriye dünüp bakıyorumda on yıl hayatımda anmaya değer hiç bir şey yok, herşeyi yutan bir boşluk hayatımı her gün biraz daha içine çekmekte. şimdi daha iyi anlıyorum böçeğe nasıl dönüşülebildiğini oysa bir zamanlar denizin maviliği büyülü bir göl gibiydi içimde.

çocukken ikibinli yılları merak ederdim, ikibin onbir yılında hibir şeyi merak etmiyorum. bazen amaçsızca bu gri şehrin sokaklarında yürürken buluyorum kendimi, olmayan bir yere doğru yürümek biraz olsun rahatlatıyor beni. çizgiyi ne yaparsam yapayım geçemiyorum ama... çemderin içinde yaşamak kum saatindemn akmak gibi, birazdan kendimi altüst edip öbür yana akacağım, aslında bu zaman kavramı sacma bir şey...

epeydir yazmıyorumda, doğru yazmamın bir sebebide yok. bir çiklet reklamı izledikten sonra yazmak anlamsız gelmeye başladı. adam çikleti ağzına atınca hayatın tadını duyumsuyor falan filan...

keşke hayatı dondurabilseydim diyorum eski fotoğraflarıma bakınca....

Yorumlar

PaNDoRa dedi ki…
ne oldu sana yaaa. sen değil miydin bana hep "umut, umut" diye yineleyen en güzel kelimeyi?
atesinsesi dedi ki…
umutsuzluk değil bu, nefes alamamak bir gün tek başına kalmak yada popüler bir deyişle yani anlatması zor yani bir kaç gün sonra birşeyim kalmaz durumları yani biraz rimbautluk yani senin bunu anladığını biliyorum yani...
İ.x.İ.r dedi ki…
umut yarınlarda..

Bu blogdaki popüler yayınlar

geçmiş zaman hikayeleri

BARBAR