7 Ağustos 2015

ATEŞ KARINCALARI



İstanbul’da parklar ateş karıncalarının istilasına uğradığından beri oralarında eski tadı kalmamıştı. Karşılarına çıkan her canlıya saldıran bu bücür canavarları ölüm bile durduramıyordu. Bu yüzden halkın Büyük Çoban’ı bu canavarlar için milli mücadeleyi başlatsa da, bundan da pek bir sonuç alınamamaktaydı. Her köşe başında tetikte bekleyen karınca savar timleri ne yaparsa yapsın, bu bücür canavarların sonu bir türlü gelmiyordu. İki bin yirmi iki yılının bu aralık günü kavurucu sıcak insanın beynine işliyor, ama yine de ateş karıncalarının saldırısına uğramak korkusu insanları daracık beton kutularını andıran evlerine hapis etmeye yetiyordu.

Evlerdeki televizyon gün boyu Amerikan işgaliyle dört bölgeye ayrılmış İran’dan gelen binlerce ölüm haberiyle iç karartmaktaydı. Uzun yıllar ülkeyi yöneten Büyük Çoban olmasa, insanın kendini camdan atıp intihar etmesi an meselesiydi.

Son gelişmeleri ülkesi menfaatine büyük bir titizlikle inceleyip yardımcılığına eski düşmanlarından amansız kurt Serincek’i atayacak kadar bilge ve mütevazı Büyük Çoban’ın tek düşündüğü yalnızca sürüsünün mutluluğuydu. Aşk, özgürlük, bilim, barış gibi günahlardan iyice arınmış sürüsünün, yenilmez, değişmez sonsuz lideriydi o.

Korunaklı şehirlerin sınır boylarında yükselen duvarlar yoksullar için bir engel olsalar da, bu canavar ateş karıncalarını durduramıyorlardı. İki bin yirmi iki yılı İstanbul’u çevreleyen bu duvarların dışında bin bir türlü suçla, hastalıkla, fuhuşla, iç içe geçse de, duvarların korunaklı yanında şimdilik tek dert ateş karıncalarıydı.

Çölün ortasında bir vaha gibiydi Büyük Çoban’ın sürüsünü güttüğü yer. Her koyun uyanık olmaya, bu vahayı korumaya adamalıydı kendini. Sürüden ayrılanı göz açıp kapayıncaya dek bir kurtun kapması an meselesiydi. Her an gözetleniyor, her şey büyük Çoban’ın çizdiği doğrultuda yeniden tasarlanıyordu. Dün doğru kabul edilen bugün yanlış; bugün doğru kabul edilen yarın yanlış kabul edilebileceği için önemli olan bugündü. Bugün Büyük Çoban vardı, ve tek dert ateş karıncalarıydı.


t.kurt

7 yorum:

hayat türküsü dedi ki...

İnsan denen canlının ;''canavarlar yaratmak'' yeteneğinden nefret ediyorum.
Sağlıcakla kal

Desertwind dedi ki...

Cok manidar oldu , su ara evimi karincalardan kurtarmaya calistigim su gunlerde...Bak su ne kadar dogru oldu, dogrunun yanlis yanlisin dogru olmasi...Cok klasik olacak ama 1984 yasaniyor mu ne?

nehiro dedi ki...

"bugün doğru kabul edileni yarın yanlış kabul edilebileceği için" Önemli olan bu gün değilmi...
Kimisi, geçmişin külleri ve tozları arasında kendine bir yer arar...
Kimisi de bugüne sahip çıkmadan, bugün için pembe düşler ve umutlar içinde hep geleceği beklerler...
böylece, geçmişe ya da geleceğe saplananlar, bugünü hiç yaşayamadan tüm onlara verilen zamanlarını boşa geçirir giderler.
Bu gün ise derdimiz ateş karıncaları... ise ben onları severim.

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

savaş için hiç bir şey mazeret olmasın.Doğrular her devir de aynı olsun. Sevgiler sana Temel

hasretsenfonileri dedi ki...

muhteşem bir yazıya yorum yazarken, insanlar bir yerde kendi anlama kapasitelerini de belli ediyorlar farkında olmadan sevgili ateşinsesi..
Bazı yazıların, okuyanları aşıyor.. En iyisi fikir beyan etmeden önce anlamaya çalışmak ve susmak!
Ben susuyorum!

Aze dedi ki...

Yolları açık, kalpleri cesur olsun her daim umarım...

elsa dedi ki...

farklı ve ilginç bir anlatım olmuş.
selamlar.

Yeni adresim

ara ara aşağıdaki adresimde yazacağım https://atesinsesi.wordpress.com/ /