15 Temmuz 2009

GÜNEBAKAN





Çıkarı olmadan kimsenin kimseye gülmediği bu üçe al, beşe sat dünyasında, zayıf yanlarının sesini işitmiş, gelmişti buralara ya aradığı cevabı bulamamıştı burada da. Neydi aşk, neydi yaşamak dedikleri? Neredeydi kalbindeki vişne bahçesi? İşte bu cevapsız kalan soruların arasında uyumaya çabalıyordu. Zaman sonra pencerenin aralığından uzayıp giden mavi karanlıklarda o da yitip gitti.

Düşünde serin bir nisan sabahı yaşlı bir çiftçinin nasırlı avuçları arasında bir ayçiçeği tohumu olarak buldu kendini. Evet, minnacık bir tohumdu yalnızca. Ellerini arandı bulamadı, yüzünü arandı bulamadı, saçlarını arandı bulamadı. Çiftçinin terli avuclarından savrulduğunu hissetti bir tek, döne döne düştüğünü ve de sürülmüş toprağa. ayılıp kendine geldiğinde zifiri karanlıktı dört bir yanı, yıldızları arandı başının üzerinde, bulamadı. Bir yılan tıslayarak geçti yanı başından, korkularının sesini işitti yeniden. Bir başına kalakalmıştı işte bu karanlıkta.uyuyor muydu, ayık mıydı, bilmiyor, ışığın yedi rengini özlüyordu yalnızca. Yeşili, sarıyı, kırmızıyı, maviyi…

Uyandığında iki yeşil yapraktı, nazlı nazlı salınıyordu incecik esen mayıs yelinde. Bir karınca gelip sırtını dayayıvermişti su yeşili gövdesine. “ gökyüzü ne kadar uzak böyle” diye söyleniyordu kendi kendine. Duyuyor ama konuşamıyordu onunla. Sıcak, sımsıcaktı hava, iyice kızdırmıştı güneş. Uzatıp köklerini toprağın derinine bir yudum su arandı. İçtikçe büyüyor, sarı saçları uzuyordu çiçek çiçek. Işığı emiyordu doğa ananın göğsünden, daha bir parıldıyordu o vakit yüzü. Işıkla yatıyor, ışıkla kalkıyor, güne bakıyordu hep. Sevmiyordu gecenin karanlığını, korkuyordu karanlıktan. Başını yere eğip ağlıyordu. Ağladıkça yüreği küçük parçalara bölünüyor, yüzlerce kalbi oluyordu Sabahları serçeler cıvıldayarak uyandırırdı onu. Aç serçelere küçük kalplerini ikram ederdi.

Düşünden uyandığında gün yeni yeni doğmaktaydı denizin öte yakasında. Işığın buyruğuyla yaşayanlar geldi aklına ilk. Gülümsedi kendine. O vakit bir günebakandı o da. Demek ki; insan ancak kendini sevdikçe sevebiliyordu bir başkasını da. Ve işte o vakit buluyordu kalbindeki vişne bahçesini...

t.kurt

1 yorum:

liberta dedi ki...

biz bir sürü serçeyiz her sabah pencerenin önünde bekleşen:)

Yeni adresim

ara ara aşağıdaki adresimde yazacağım https://atesinsesi.wordpress.com/ /