6 Mart 2009

YOL




Bugün en az bir kez adını anımsadım
En az bir kez yürüdüm yalnızlığımla
En az bir kez yoldaşlık ettim çöl rüzgarlarına.
Yollar ve yangınlar gördüm
Küfürler, dualar, yalanlar...

Denizdeki karartının kayık olduğunu hayal ettim
Kefterime neden bilinmez
Önce bir gül çizdim
Sonra İstanbul'da bir akşam üstünü...

Artık günde en az bir kez ölmeyi geçiriyorum aklımdan
Bir çakıl taşı gibi uyumayı denizde
sonra yaşamayı, kırmızıyı, şarabı ...

Minarelerden yankılan sesleri çizdim yüzünün tenhasına
Kalabalık meydanlarda çınarları
Bozulmuş düzenleri, birikmiş öfkeleri...
Akdeniz mavisi öpüşlerini
Yıldızların nasıl da çocuk olduğunu
Kibritçi kızın neden öldüğünü
Teninin iyot koktuğunu...Suya çizilen bir ebru gibi çizdim!

Hiç tarif edilmez gidişleri, sonra dönüşleri....
Kırlangıç uçuşu bir yazdan geriye kalan erguvan lekeli anıları...
Falları, sırları, söğüt ağaçlarını, suları...
Bugün en az bir kez uçurumları düşündüm.

Yine de sen atlasta, en uzak karasıydın ömrümün
en derin yarası ve de...

t.kurt

3 yorum:

Nily dedi ki...

sanki içinde koca hayatın davası görülüyormuş gibi... davalı ve davacı aynı karar müebbet..

hayat türküsü dedi ki...

ve de....ne diyem işte ele:)

maviye iz süren dedi ki...

uzak olunca belki de bu kadar vazgeçilmez oluyor,
o nedenle belki de adı aşk oluyor..
aşk, ulaşamamak bence, uzaklık.. ne kadar uzak o kadar büyük.. mayasında uzaklık var.

Yeni adresim

ara ara aşağıdaki adresimde yazacağım https://atesinsesi.wordpress.com/ /